Cepte soru çözAYTDenemeSosyal-2

AYT

AYT Sosyal-2 deneme — ücretsiz, 40 soru, çözümlü

  • 40 soru
  • Her yanlış, bir doğrunun 1/4 kadarını götürür
  • Ücretsiz

AYT denemesinin Sosyal-2 bölümü — 40 soru. Şıkları işaretle, en altta Bitir’e bas; doğru, yanlış ve netini gör.

Bu deneme, uygulamadaki 1. Deneme ile aynıdır. Soruları burada çözersen, bu denemeye uygulamada süre tutarak girmek istediğinde sorular sana artık yeni gelmez.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

Kavimler Göçü sonucunda;

  • Avrupa’nın siyasi haritası büyük ölçüde değişmiştir.
  • Germen kavimleri Roma kültürüyle etkileşime girmiştir.
  • Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır.
  • Hristiyanlık barbar kavimler arasında yayılmıştır.

Bu sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Avrupa’da siyasi, kültürel ve dinî dönüşüm yaşanmıştır.

Siyasi haritanın değişmesi, kültürel etkileşim, Batı Roma’nın yıkılması ve Hristiyanlığın yayılması; Kavimler Göçü’nün Avrupa’nın siyasi, kültürel ve dinî yapısını köklü biçimde dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır.

2. soru

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından kısa süre sonra yabancı devletlere ve onların vatandaşlarına tanınan ekonomik, adli ve mali ayrıcalıkları tek taraflı olarak kaldırdığını ilan etmiştir. Bu kararın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Ülke içindeki kapitülasyonları sona erdirerek bağımsız hareket alanı kazanmak

Kısaca — Osmanlı Devleti’nin savaşın başında tek taraflı olarak kaldırdığı düzenlemeler kapitülasyonlardır ve bu hamlenin temel amacı yabancı devletlerin ekonomik ve adli vesayetine son verip tam bağımsızlık kazanmaktır.

Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle oluşan uluslararası kargaşa ortamını fırsat bilen Osmanlı yönetimi, 9 Eylül 1914'te aldığı kararla asırlardır devleti mali ve hukuki açıdan bağlayan kapitülasyonları tek taraflı feshettiğini duyurmuştur. Bu karar, yalnızca İtilaf Devletleri’nin değil, müttefik Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın da tepkisini çekmiş; Osmanlı Devleti’nin kendi egemenliğini ve serbest hareket alanını güçlendirme kararlılığını göstermiştir. Amaç barış görüşmesi başlatmak ya da dış yardımı kısmak değil, devletin üzerindeki en büyük ekonomik prangayı kırmaktır.

3. soru

Millî Mücadele döneminde Doğu Cephesi’nde düzenli ordunun komutanlığını yürüten ve Ermenistan’a karşı harekâtı yöneten komutan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Kâzım Karabekir Paşa

Kısaca — Millî Mücadele’de Doğu Cephesi Komutanı olarak Ermenistan’a karşı askerî harekâtı yöneten ve zafer kazanan komutan Kâzım Karabekir Paşa’dır.

Kâzım Karabekir Paşa, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın terhis şartlarına uymayarak Erzurum merkezli 15. Kolordu’yu dağıtmamış ve TBMM adına Doğu Cephesi’ni açmıştır. Düzenlediği başarılı taarruzla Ermeni işgalini sonlandırmış ve TBMM’nin ilk siyasi başarısı olan Gümrü Antlaşması’nı imzalamıştır. Seçeneklerde yer alan Ali Fuat Paşa, İsmet Paşa ve Refet Paşa’nın Batı Cephesi’ndeki komuta kademelerinde görev aldığını hatırlamalısın.

4. soru

1853-1856 Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa, Avrupa güç dengesi çerçevesinde Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa katılmıştır.

Bu devletlerin Osmanlı Devleti’ni desteklemesinde aşağıdakilerden hangisi belirleyici olmuştur?

Cevabı göster

Cevap: B — Rusya’nın Akdeniz’e ve Boğazlara yönelik güçlenmesini sınırlamak istemeleri

Kısaca — İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Osmanlı toprakları ve Boğazlar üzerinden güçlenerek Akdeniz’deki ticaret ve sömürge yollarını tehdit etmesini önlemek amacıyla Osmanlı’nın yanında savaşa girmiştir.

19. yüzyıl Avrupa güç dengesinde Rusya’nın tek başına Osmanlı Devleti’ni parçalayıp sıcak denizlere inmesi, Batılı güçlerin küresel çıkarlarına doğrudan aykırıydı. Bu devletler Osmanlı Devleti’ni kendi bekalarından ziyade, Rus yayılmacılığını sınırlandırmak için bir tampon güç olarak desteklemişlerdir. Kapitülasyonların kaldırılması çeldiricisi yanıltıcıdır; çünkü Batılı müttefikler Osmanlı’ya destek verirken dahi ekonomik imtiyazlarını korumayı sürdürmüşlerdir.

5. soru

İstanbul’un fethiyle Osmanlı Devleti, Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki geçişi denetleyen başkente sahip olmuş; Bizans’ın Osmanlı taht mücadelelerine müdahale edebileceği bir merkez de ortadan kalkmıştır.

Bu sonuçlar aşağıdakilerden hangisini doğrudan güçlendirmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Osmanlı merkezî otoritesini ve toprak bütünlüğünü

Başkentin ve Boğazların denetimi Anadolu-Rumeli bağlantısını sağlamlaştırmış, Bizans’ın taht adaylarını destekleme imkânını kaldırarak merkezî otoriteyi güçlendirmiştir.

6. soru

XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerine verdiği kapitülasyonları zamanla sürekli hâle getirmiştir.

Bu uygulamanın uzun vadede yol açtığı sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Yerli üretimin Avrupa malları karşısında rekabet gücünü yitirmesi

Kısaca — Sürekli hâle getirilen kapitülasyonlar, yabancı malların Osmanlı pazarına düşük gümrük vergileriyle girmesine ve yerli üretimin rekabet gücünü yitirmesine yol açmıştır.

Kapitülasyonlar başlangıçta hükümdarların sağlığıyla sınırlı birer lütuf iken 1740'tan itibaren sürekli hâle getirilmiş ve Avrupalı tüccarlara geniş ticari ayrıcalıklar tanınmıştır. Sanayi Devrimi ile birlikte seri ve ucuz üretilen Avrupa malları iç pazarı istila edince, geleneksel el tezgâhlarına dayanan Osmanlı lonca teşkilatı fiyat ve kalite rekabetine dayanamayarak çökmüştür. Bu durum gümrük gelirlerini artırmanın aksine hazine gelirlerini baltalamış ve yerli sanayileşmeyi engellemiştir. Bu nedenle uzun vadeli en yıkıcı sonuç, yerli üretimin Avrupa malları karşısında rekabet gücünü yitirmesidir.

7. soru

İstanbul’un işgali sonrasında İtilaf Devletleri, Misak-ı Millî’yi savunan siyasi faaliyetleri başkentte baskı altına almıştır.

Bu gelişme üzerine millî mücadeleyi yönetecek yeni bir meclis açılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı göster

Cevap: B — İstanbul’daki meclisin işgal güçlerince dağıtılıp bazı mebusların tutuklanması

Kısaca — İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u işgal edip Mebusan Meclisini dağıtması ve milletvekillerini tutuklaması, Ankara’da yeni bir meclisin açılmasını zorunlu kılmıştır.

16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş, Misak-ı Millî’yi ilan eden Meclis-i Mebusan basılarak dağıtılmış ve milletvekilleri tutuklanıp sürgüne gönderilmiştir. Bu gelişme üzerine Mustafa Kemal Paşa, milletin iradesini temsil edecek hiçbir yasal kurum kalmadığı için derhal Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip TBMM’yi toplamıştır. Ankara’nın coğrafi konumu toplanılacak yerin seçilmesinde bir gerekçe olsa da, yeni bir meclis açılmasını zorunlu kılan asıl neden İstanbul’daki meclisin dağıtılmış olmasıdır.

8. soru

Saltanatın kaldırılmasından sonra hanedana bağlı bir makam varlığını sürdürmüştür. Cumhuriyet’in ilanının ardından bu makam, millî egemenliğe dayalı siyasi düzen açısından bir sorun olarak görülmüştür. Hanedana bağlı bu makamın varlığına son veren inkılap aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Hilafetin kaldırılması

Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edildikten sonra hanedanla bağlantılı son kurum olan hilafet 3 Mart 1924’te kaldırılmış; böylece millî egemenliğin önündeki hanedana dayalı son siyasi bağ kesilmiştir. Saltanatın kaldırılması ve saltanat–hilafet ayrılığı ise cumhuriyetten önce, 1 Kasım 1922’de gerçekleşmiştir.

9. soru

II. Murat’ın tahta geçmesinin ardından, Bizans’ın desteğiyle Rumeli’de ortaya çıkan ve kendisini Yıldırım Bayezid’in kayıp bir oğlu olarak tanıtan bir şehzade adayı, bazı Osmanlı beylerinin de desteğini alarak tahtı ele geçirmeye çalışmıştır.

Bu gelişmenin ortaya çıkmasında aşağıdakilerden hangisi etkili olmuştur?

Cevabı göster

Cevap: B — Tahta geçişin kesin bir veraset kuralına bağlanmamış olması

Kısaca — Tahta geçişin kesin bir veraset kuralına bağlanmaması, hanedan soyundan geldiğini ileri süren kişilerin taht üzerinde hak iddia etmesine zemin hazırlamıştır. Şehzade adayının dış destek ve bazı beylerin desteğiyle harekete geçmesi bu belirsizlikle ilişkilidir. Çeldirici notu: Destek vermeleri, Bizans imparatorunun verasette hukuki hak sahibi olduğu veya Rumeli beylerinin padişahı belirleme yetkisi bulunduğu anlamına gelmez.

10. soru

Fransa’nın Suriye’deki manda yönetimini sona erdirme kararı almasıyla başlayan süreçte Hatay sorununun çözümü için çeşitli diplomatik ve siyasi adımlar atılmıştır.

I. Hatay Devleti’nin kurulması

II. Sorunun Milletler Cemiyetine taşınması

III. Hatay’ın Türkiye’ye katılması

Bu gelişmelerin kronolojik sıralaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — II - I - III

Kısaca — Hatay süreci; 1936'da meselenin Milletler Cemiyetine taşınmasıyla başlamış, 1938'de bağımsız Hatay Devleti’nin kurulmasıyla devam etmiş ve 1939'da Hatay Meclisi’nin Türkiye’ye katılma kararıyla tamamlanmıştır.

1936'da Fransa’nın Suriye mandasını sonlandırma kararı alması üzerine Türkiye meseleyi Milletler Cemiyeti’ne taşımış ve Sandler Raporu doğrultusunda Hatay’ın özerkliği tescillenmiştir. Ardından Eylül 1938'de bağımsız Hatay Devleti kurulmuş, İkinci Dünya Savaşı tehlikesinin belirdiği Haziran 1939'da ise Hatay Meclisi oy birliğiyle Türkiye’ye katılma kararı almıştır. Dolayısıyla doğru kronolojik akış; sorunun Milletler Cemiyetine taşınması, Hatay Devleti’nin kurulması ve Hatay’ın Türkiye’ye katılması şeklindedir.

11. soru

Bir kazıda ele geçen, üzerinde bilinmeyen bir alfabeyle yazılmış ahşap bir levhanın önce hangi döneme ait olduğunun belirlenmesi, ardından üzerindeki yazının okunup anlamlandırılması gerekmektedir.

Bu iki işlemin sırasıyla hangi yardımcı bilim dallarının çalışma alanına girdiği söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: C — Arkeometri - Paleografya

Levhanın yaşının karbon 14 gibi bilimsel yöntemlerle belirlenmesi arkeometrinin, üzerindeki bilinmeyen yazının okunması ise paleografyanın çalışma alanına girer; bu nedenle önce yaş tayini, ardından yazının okunması gerekir.

12. soru

Cam, seramik ve kimya sanayisinde kullanılan metalik olmayan bir maden, bilinen dünya rezervlerinin büyük kısmı Türkiye’de bulunduğu için stratejik önem taşır. Söz konusu maden aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Bor

Kısaca — Dünya rezervlerinin yaklaşık %73'üne sahip olduğumuz, cam, seramik ve kimya sanayisinde yaygın olarak kullanılan metalik olmayan stratejik maden bordur.

Bor; hafifliği, yüksek ısıya direnci ve kimyasal özellikleri sayesinde sanayide çok geniş bir kullanım alanına sahip metalik olmayan bir kaynaktır. Çeldiricilerdeki demir, bakır ve boksit (alüminyum cevheri) metalik madenler grubunda yer aldığından soruda belirtilen maden grubuna uymaz. Petrol ise bir maden değil, organik kökenli fosil bir enerji kaynağıdır ve Türkiye’nin petrol rezervi dünya ölçeğinde oldukça sınırlıdır.

13. soru

Bir ülkenin yıllık karbondioksit salımı sektörel olarak aşağıdaki tabloda verilmiştir. Toplam salım 480 milyon tondur.

SektörSalım (milyon ton)Enerji üretimi192Sanayi120Tarım72Ulaşım?Atık yönetimi36

Buna göre ulaşım sektörünün salımı kaç milyon tondur?

Cevabı göster

Cevap: C — 60

Kısaca — Tabloda verilen diğer dört sektörün salım miktarları toplandığında 420 milyon ton bulunur; toplam 480 milyon tondan çıkarıldığında ulaşım sektörünün payı 60 milyon ton olarak hesaplanır.

Tablodaki bilinen değerleri adım adım toplayalım:

  • Enerji üretimi: 192 milyon ton
  • Sanayi: 120 milyon ton
  • Tarım: 72 milyon ton
  • Atık yönetimi: 36 milyon ton

Bilinen sektörlerin toplamı: 192+120+72+36=420 milyon tondur. Ülkenin yıllık toplam salımı gövdede 480 milyon ton olarak belirtildiğine göre, ulaşım sektörüne kalan salım miktarı: 480−420=60 milyon tondur.

14. soru

Büyük bir volkanik patlamada ince kül ve gazlar üst atmosfer katmanlarına kadar yükselmiş; patlama alanından binlerce kilometre uzaktaki hava yolları seferlerini iptal etmiş ve bazı bölgelerde yeryüzüne ulaşan güneş enerjisi geçici olarak azalmıştır.

Bu olaydan aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: C — Bir jeolojik olay atmosfer ve ulaşım sistemleri üzerinden geniş alanları etkileyebilir.

Kısaca — Volkanik küllerin üst atmosfere ulaşıp hava sahalarını kapatması ve güneş ışınımını engellemesi, bir jeolojik olayın atmosfer ve ulaşım sistemleri üzerinden geniş alanları etkileyebileceğini gösterir.

Volkanizma yer kabuğunun derinliklerinden kaynaklanan jeolojik bir süreçtir; ancak atmosfere püsküren kül ve kükürt partikülleri jet rüzgârlarıyla binlerce kilometre uzağa taşınarak hava yolu taşımacılığını felç edebilir. Ayrıca stratosferde yayılan bu partiküller güneş ışınlarını yansıtarak yerel ya da küresel düzeyde geçici soğumalara yol açar. Dolayısıyla volkanik patlamaların etkisinin yalnızca kraterin hemen çevresiyle sınırlı kalacağını düşündüren yerel bakış açısına kapılmamalısın.

15. soru

Verimli tarım topraklarının sanayi tesisi veya konut alanı olarak değerlendirilmesi, arazinin doğal niteliğine aykırı bir uygulamadır.

Bu durum aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

Cevabı göster

Cevap: B — Amaç dışı arazi kullanımı

Kısaca — Verimli tarım topraklarının üretim potansiyeli göz ardı edilerek konut veya sanayiye açılması “amaç dışı arazi kullanımı” kavramıyla ifade edilir.

Bir arazinin kendi yetenek sınıfı ve doğal niteliğine uygun olmayan sektörlere tahsis edilmesi amaç dışı kullanımdır. Dönüşümlü otlatma, mera yönetimi, arazi potansiyeline uygun planlama ve ıslah ise toprağın sürdürülebilirliğini sağlayan koruyucu uygulamalardır.

16. soru

Aşağıdaki özelliklerden bazıları biyoçeşitliliği artırırken bazıları azaltır.

I. Habitatların parçalanması ve koridorların kesilmesi

II. Farklı yerel iklim koşullarının kısa mesafelerde görülmesi

III. Tek ürün tarımının yaygınlaşması

IV. Sulak alanların korunması ve doğal taşkın rejimine izin verilmesi

Biyoçeşitliliği artıran özellikler aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — II ve IV

Kısa mesafelerde farklı yerel iklim koşullarının görülmesi (II), farklı türlere uygun yaşam ortamları oluşturur. Sulak alanların korunması ve doğal taşkın rejiminin sürmesi (IV) de canlıların beslenme ve üreme alanlarını korur. Bu nedenle doğru cevap II ve IV’tür. Habitatların parçalanması ve koridorların kesilmesi (I) ile tek ürün tarımının yaygınlaşması (III) ise biyoçeşitliliği azaltır.

17. soru

Gelişmiş ülkelerde nüfusun büyük bölümü hizmet ve sanayi sektörlerinde çalışırken, tarımda çalışanların oranı düşüktür.

Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Teknoloji ve makineleşmenin tarımda yaygınlaşması

Kısaca — Teknoloji ve makineleşme, tarımda çalışan başına üretimi artırarak daha az iş gücüyle üretim yapılmasını sağlar. Sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesi de iş gücünü bu alanlara çeker. Tarımsal istihdam payının düşük olması, üretimin iç talebi karşılayamadığını veya çalışan başına üretimin gerilediğini göstermez; emek yoğun yöntemlerin yaygınlaşması ise iş gücü ihtiyacını artırır.

18. soru

Aşağıda Yeşilova ülkesinin yaş-cinsiyet yapısı nüfus piramidi ile gösterilmiştir.

Yeşilova Nüfus Piramidi

0-1415-2930-4445-5960+0055101015152020%%ErkekKadın

Bu piramide göre Yeşilova ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: A — Genç yaş gruplarının payı yüksek olduğundan nüfus yapısı geniş tabanlıdır.

Kısaca — Piramidin en geniş dilimi %31’lik payla 0-14 yaş grubudur; yaş ilerledikçe sütunlar daraldığı için nüfus yapısı geniş tabanlıdır.

Yeşilova’nın nüfus piramidinde 0-14 yaş grubu erkeklerde %16, kadınlarda %15 olmak üzere toplam nüfusun %31’ini oluşturur. Bunu %27 ile 15-29, %20 ile 30-44, %15 ile 45-59 yaş grubu izler; 60+ yaş grubu ise yalnızca %7’de kalır. Sütunların tabandan tepeye doğru düzenli biçimde daralması, doğum oranlarının yüksek olduğu genç ve dinamik bir nüfus yapısını, yani geniş tabanlı bir piramidi gösterir.

Diğer yargılar piramitle çelişir: 15-29 yaş grubu (%27), 0-14 yaş grubundan (%31) daha küçüktür; 0-14 ve 15-29 yaş gruplarında erkek nüfusu kadın nüfusundan fazla olduğu için kadınlar bütün yaş gruplarında önde değildir; kadın-erkek farkı 30-44 yaş grubunda sıfırdır, dolayısıyla en yüksek olduğu grup burası olamaz; 45-59 yaş grubu (%15) da 30-44 yaş grubundan (%20) küçüktür.

19. soru

Bir ülkenin dağlık iç kesimlerinde büyük bir akarsu üzerine kurulan hidroelektrik santralinin (HES) devreye girmesiyle bölgede sanayi tesisleri artmış, tarım alanlarının sulanabilir hâle gelmesiyle tarımsal üretim de yükselmiştir. Baraj gölünde balık yetiştiriciliği de gelişmeye başlamıştır.

Bu projenin bölge ekonomisinde aşağıdaki sektörlerden hangisini daha az etkilediği söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: E — Ulaşım

Kısaca — Baraj projesi enerji, tarım, sanayi ve balıkçılığı doğrudan geliştirirken dağlık arazideki ulaşım altyapısına doğrudan bir katkı sağlamaz.

Akarsu üzerine inşa edilen baraj hidroelektrik enerji üretir; biriken su tarımsal sulamayı, üretilen güç ve hammadde ise sanayi tesislerini doğrudan harekete geçirir. Ayrıca baraj gölü tatlı su balıkçılığı için elverişli bir ortam oluşturur. Buna karşılık, dağlık ve engebeli arazilerde baraj gölleri mevcut karayollarını sular altında bırakıp güzergâh değişimlerine neden olabilir; projede su yolu taşımacılığına dair doğrudan bir imkân oluşmadığından ulaşım sektörü diğerlerine göre çok daha az etkilenir.

20. soru

Bir balıkçı köyünde avlanan ürünlerin bir bölümü pazara ulaştırılamadan bozulmaktadır. Köyde soğuk hava deposu kurulmuş, aynı zamanda limana ve yakın kentlere giden yol iyileştirilmiştir.

Av miktarının değişmediği kabul edildiğinde, bu yatırımların ilk etkisinin aşağıdakilerden hangisi olması beklenir?

Cevabı göster

Cevap: A — Ürünün bozulma kaybını azaltıp daha uzak pazarlara ulaştırılmasını kolaylaştırması

Kısaca — Soğuk hava deposu bozulma kayıplarını azaltır; iyileştirilen yol ise balıkların daha uzak pazarlara ulaştırılmasını kolaylaştırır. Av miktarı değişmese de ürünün daha büyük bir bölümü satılabilir hâle gelir. Çeldirici notu: Bu yatırımlar av miktarını veya denizdeki avlanma koşullarını değiştirmez. Konserve ve taşıt üretiminin artacağını gösteren bir bilgi de verilmemiştir.

21. soru

Aynı kültür bölgesi içinde dil ve din gibi temel ögeler benzer olsa da yemek kültürü, mimari süsleme ve giyim gibi ayrıntılarda yerel farklar görülebilir.

Bu yerel farkların oluşmasında aşağıdakilerden hangisinin rolü daha fazladır?

Cevabı göster

Cevap: D — Kültürün çevre koşulları ve yerel etkileşimle çeşitlenmesi

Kısaca — İklim, yerel malzemeler ve komşu topluluklarla etkileşim; aynı kültür bölgesinde yemek, mimari ve giyim özelliklerinin çeşitlenmesini sağlar. Bu nedenle doğru cevap D’dir. Diğer seçeneklerdeki ortak programlar, standart tasarımlar ve benzer ürünlerin yaygınlaşması ise yerel farklılıkları artırmaktan çok kültürel benzerliği güçlendirir.

22. soru

Bir bölgenin doğal kaynak talebi ile ekosistemlerin yenilenebilir kaynak üretme ve atıkları soğurma kapasitesi temsili endekslerle gösterilmiştir.

Ekolojik ayak izi ve biyolojik kapasite (temsili)

7080901001101201301401. yıl2. yıl3. yıl4. yıl5. yılEndeksDönemEkolojik ayak iziBiyolojik kapasite

Bölge dördüncü yıldan başlayarak hangi durumdadır ve buna uygun yaklaşım hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Ekolojik açık; tüketim ve atığı azaltıp ekosistemleri onarma

Kısaca — Doğal kaynak talebini gösteren ekolojik ayak izinin biyolojik kapasiteyi aşmasıyla dördüncü yıldan itibaren ekolojik açık oluşmuştur ve tüketim ile atıkları azaltıp ekosistemleri onarmak gerekir.

Grafik incelendiğinde ilk iki yılda biyolojik kapasitenin yüksekliği ekolojik rezerve işaret ederken, 3. yılda 106 değerinde dengelenen eğriler 4. yılda tersine dönmüştür. 4. yılda ekolojik ayak izi 122'ye tırmanırken biyolojik kapasitenin 104'e gerilemesi, doğanın sunduğu üretim ve atık soğurma sınırının aşıldığını (ekolojik borçlanma) kanıtlar. Bu açığı kapatmak için bölgenin aşırı kaynak talebini dizginlemesi, atık üretimini düşürmesi ve bozulan ekosistemleri rehabilite ederek biyolojik kapasiteyi yeniden güçlendirmesi zorunludur.

23. soru

Aşağıdaki önermelerden hangisi bileşik bir önermedir?

Cevabı göster

Cevap: A — Yağmur yağarsa maçı erteleyeceğiz.

Kısaca — “Yağmur yağarsa maçı erteleyeceğiz” önermesi, iki ayrı basit önermeyi koşul (“ise”) eklemiyle bir araya getirdiği için bileşik bir önermedir.

Bileşik önermeler, birden fazla basit önermenin mantık bağlaçlarıyla (“ve”, “veya”, “ise”, “ancak ve ancak”) birbirine bağlanmasıyla oluşturulur. Bu ifadede “yağmur yağar” ve “maçı erteleyeceğiz” şeklindeki iki bağımsız yargı “-sa/-se” (ise) koşul eklemiyle birbirine bağlanmıştır. “Ahmet matematik sınavından yüksek not aldı” gibi diğer ifadeler ise herhangi bir mantıksal bağlaç içermeyen ve tek bir yargı bildiren basit önermelerdir.

24. soru

Karar verme üzerine çalışan bir nörobilimci, seçim anında etkinleşen beyin bölgelerini inceler. Bir hukukçu, hangi koşullarda kişinin eyleminden sorumlu tutulacağını yasalar bakımından araştırır. Filozof ise nedensel olarak belirlenmiş bir evrende özgür seçimin mümkün olup olmadığını, sorumluluk kavramının hangi insan anlayışını varsaydığını ve bu varsayımın savunulup savunulamayacağını sorar. Böylece diğer alanların kullandığı temel kavramları ve ön kabulleri de inceleme konusu yapar; elde edilen tek tek sonuçların insan ve özgürlük anlayışımız bakımından ne ifade ettiğini tartışır.

Bu parçada felsefenin hangi yönü vurgulanmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: C — Diğer disiplinlerin temel kavram ve varsayımlarını sorgulaması

Kısaca — Nörobilim ve hukuk gibi alanlar kendi teknik sınırları içinde çalışırken felsefe, bu disiplinlerin temel kabul ettiği “özgür seçim” ve “sorumluluk” gibi kavramların meşruiyetini ve ön kabullerini sorgular.

Nörobilimci beyin bölgelerini, hukukçu ise yasal sorumluluk koşullarını incelerken özgür irade ve sorumluluk kavramlarını veri olarak kabul eder. Filozof ise bu kavramların hangi insan anlayışına dayandığını ve nedensellik ilkesiyle nasıl bağdaşabileceğini araştırarak disiplinlerin varsayımlarını masaya yatırır. Parçada felsefenin bilimlerin yerini aldığı değil, onların dayandığı temel ilkeleri eleştirel bir süzgeçten geçirdiği vurgulanmaktadır.

25. soru

Farklı toplumlarda aileyi inceleyen bir sosyolog, bütün örnekleri tek bir tarihsel aile biçimine göre değerlendirmez. Bunun yerine bakım, kuşaklar arası sorumluluk, birlikte yaşam ve akrabalığın nasıl kurulduğu gibi ilişkileri karşılaştırmaya yarayan kavramlar geliştirir. Bu kavramlar sayesinde farklı örnekler arasında ortaklık kurar; ancak yeni bir örnek kavramsal sınırları zorladığında tanımını gözden geçirir. Böylece ne her örneği bütünüyle benzersiz sayar ne de çeşitliliği değişmez bir öz içinde eritir.

Bu yaklaşım sosyolojik kavramların hangi işlevini en iyi açıklar?

Cevabı göster

Cevap: C — Çeşitliliği koruyarak ilişkisel ortaklıklar üzerinden karşılaştırma yapma

Sosyolojik kavram burada farklı örnekleri karşılaştırmayı sağlayan soyut bir araçtır; fakat ampirik çeşitliliğe göre yeniden düzenlenebilir. Bu, genelleme ile bağlama duyarlılığı birlikte korur.

26. soru

Bir sosyolog, bir ilçede açılan okul ve sağlık merkezlerinin toplumsal yaşama etkilerini araştırmaktadır. Bu yatırımları kişisel olarak desteklemesine rağmen raporunda hem hizmetlere erişimin arttığını hem de bazı mahallelerin hizmetlerden yeterince yararlanamadığını gösteren verilere yer vermiştir.

Sosyoloğun bu tutumu, bilimsel araştırmanın hangi özelliğini örneklendirir?

Cevabı göster

Cevap: A — Bulguları kişisel değer yargılarından bağımsız değerlendirmesini

Araştırmacının kendi beklentileriyle uyuşmayan bulguları da raporlaması nesnellik ilkesini örneklendirir. Belirleyici olan kişisel desteği değil, elde edilen verilerdir.

27. soru

Bir hastanede aynı koridorda bekleyen iki hasta vardır. Biri sade giyimli ve kimliği bilinmeyen bir yurttaştır; diğeri ise tanınmış bir yöneticidir. Personelin ilgisi, önceliği ve hitap biçimi iki kişi arasında belirgin biçimde farklılaşır. Sade giyimli hasta, kendisine gösterilen ilginin hastalığından çok yanındaki kişinin toplumsal konumuna bağlı olduğunu düşünerek rahatsızlığını dile getirir. Hastane koridoru, o saatte oldukça kalabalıktır. Diğer hastalar da bu durumu sessizce izlemektedir.

Bu parçada yakınılan durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — İnsana verilen değerin toplumsal konumla sınırlandırılması

Personelin tutumu hastanın ihtiyacından çok toplumsal konuma göre değişmektedir; yakınma, değerin konumla sınırlanmasına yöneliktir.

28. soru

Fabrikadaki çalışanların işe uygun görevlerde bulunup bulunmadığını belirlemek için yetenek ölçümleri yapan, vardiya düzeninin çalışan doyumu ve verim üzerindeki etkisini inceleyerek yönetime öneriler sunan bir psikolog söz konusudur. Çalışma birkaç aydır sürmekte, elde edilen notlar düzenli aralıklarla yazılı olarak aktarılmaktadır.

Bu psikolog aşağıdaki alt dallardan hangisinde çalışmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: D — Endüstri ve örgüt psikolojisi

Kısaca — Çalışan seçimi, işe uyum, vardiya düzeni, çalışan doyumu ve iş yerindeki verimlilik endüstri ve örgüt psikolojisinin inceleme alanıdır.

Parçada fabrikadaki personelin yeteneklerine uygun görevlere yerleştirilmesi, çalışma saatleri ve doyumun verim üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Bu çalışma bireysel bir sağaltım ya da salt bilişsel bir laboratuvar deneyi değil, iş yaşamına yönelik uygulamalı bir faaliyettir. Dolayısıyla araştırmayı yürüten psikoloğun uzmanlık alanı endüstri ve örgüt psikolojisidir.

29. soru

Bir adada yaşayan toplulukta çocuklar, konuk karşılanırken hangi sözlerin söyleneceğini, sofrada kimin önce yemeğe başlayacağını ve bayramlarda hangi oyunların oynanacağını ada toplumunun gündelik ilişkileri içinde bilmektedir. Bu uygulamaların hiçbiri çocukların doğuştan getirdiği biyolojik özelliklerden kaynaklanmamaktadır.

Bu durum kültürün öncelikle hangi özelliğini göstermektedir?

Cevabı göster

Cevap: B — Öğrenilerek kuşaktan kuşağa aktarılmasını

Davranışların gözlem ve öğretim yoluyla edinilip sonraki kuşağa aktarılması, kültürün öğrenilmiş ve aktarılabilir olduğunu gösterir.

30. soru

Aşağıdaki çıkarım verilmiştir:

I. Bütün metaller genleşir.

II. Bakır bir metaldir.

III. O hâlde bakır genleşir.

Aşağıdaki yargılardan hangisi bu çıkarım için doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: E — Çıkarım geçerlidir; çünkü sonuç, verilen öncüllerden zorunlu olarak çıkar.

Kısaca — Verilen kıyasta sonuç öncüllerden mantıksal bir zorunlulukla türetildiği için çıkarım geçerlidir.

Bu örnek klasik bir tümdengelim tasımıdır: Bütün metallerin genleştiği genel kabulünden hareketle bakırın da genleşeceği sonucu öncüllerden zorunlu olarak çıkmaktadır. Bir çıkarımı geçerli kılan ölçüt, sonucun gerçek dünyada gözlemlenmesi değil; öncüller ile sonuç arasındaki bu mantıksal zorunluluk bağıdır. Çeldiriciye dikkat etmelisin: Bir sonucun gerçekte doğru olması akıl yürütmeyi tek başına geçerli yapmaz; geçerlilik sadece mantıksal türetmenin kurala uygunluğuna bağlıdır.

31. soru

Siyasal kararların kimi dönemlerde merkezde, kimi dönemlerde yerel birimlerde toplandığını belirleyen bir tarihçi söz konusudur. İlk bakışta aynı iki düzen arasında sürekli bir dönüş varmış gibi görünmektedir. Ancak her merkezileşme ve yerelleşme evresi farklı üretim teknolojileri, nüfus yapıları ve yurttaşlık beklentileri içinde gerçekleşmiştir. Bu nedenle son evre, kurumsal adı eskisine benzese de önceki evrenin aynen geri gelmesi değildir. Tarihçi, toplumsal değişmede bazı örüntülerin yeniden görülebileceğini fakat yeni koşulların bu örüntülerin işlev ve anlamını dönüştürdüğünü savunur.

Buna göre tarihçinin yaklaşımından aşağıdaki sonuçların hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: E — Toplumsal örüntüler yinelense de değişen koşullar bunların işlev ve anlamını dönüştürebilir.

Kısaca — Toplumsal örüntüler yeniden görülse de değişen koşullar onların işlev ve anlamını dönüştürebilir. Parçada merkezileşme ve yerelleşmenin her seferinde farklı üretim teknolojileri, nüfus yapıları ve yurttaşlık beklentileri içinde gerçekleştiği belirtilmektedir. Bu yüzden kurumsal adın aynı olması, geçmişteki düzenin aynen geri geldiğini göstermez; doğru cevap E’dir. Çeldirici notu: Bu evrelerin birbirini izlemesinden toplumun önceki gelişme aşamalarına döndüğü sonucu çıkarılamaz.

32. soru

İki farklı öğrenme durumunu inceleyen bir eğitim uzmanı, aşağıdaki durumları ele almaktadır:

I. Bir laboratuvar faresinin, kaldıraca her bastığında yiyecek elde etmesi sonucunda kaldırağa basma davranışının sıklığının giderek artması.

II. Bir şempanzenin, kafesin tavanındaki muza ulaşabilmek için yerdeki sandıkları üst üste koyması gerektiğini aniden fark edip problemi çözmesi.

Birinci ve ikinci durumdaki öğrenme biçimleri, aşağıdaki öğrenme türlerinden sırasıyla hangisine örnektir?

Cevabı göster

Cevap: A — Edimsel koşullanma; Kavrayarak (sezgisel) öğrenme

Birinci durumda davranışın sonucu (yiyecek elde etme) davranışın sıklığını artırmaktadır; bu edimsel koşullanmadır. İkinci durumda ise kişi önceden fark etmediği bir ilişkiyi aniden, bir anda kavramaktadır; bu da kavrayarak (sezgisel/içgörüsel) öğrenmenin tanımına uyar.

33. soru

Aşağıdakilerden hangisi analoji yoluyla yapılan bir akıl yürütmeye örnektir?

Cevabı göster

Cevap: A — İnsan beyni ile bilgisayar bilgi işleme sürecinde bazı ortak işlevlere (girdi alma, işleme, çıktı üretme) sahiptir; bilgisayarlar hatalarını kayıt altına alabildiğine göre, insan beyninin de anılarını benzer şekilde kaydettiği söylenebilir.

Kısaca — İnsan beyni ile bilgisayar arasındaki işlevsel benzerlikten yola çıkılarak hafıza kaydının da benzer olacağının savunulması, analoji (benzeşim) yoluyla yapılan bir akıl yürütmedir.

Analoji, iki farklı nesne veya durum arasındaki bilinen benzerliklerden hareketle, birinde var olan başka bir özelliğin diğerinde de bulunacağını ileri süren akıl yürütme biçimidir. Burada beyin ve bilgisayar bilgi işleme süreçlerindeki ortaklıklar üzerinden karşılaştırılmış ve bilgisayardaki kayıt tutma niteliği insan beynine aktarılmıştır. “Bütün canlılar hücrelerden oluşur...” önermeleri tümdengelime, incelenen her metalin genleşmesinden genel bir kurala varılması ise tümevarıma örnektir.

34. soru

Duygular; hoşlanma-hoşlanmama boyutunda yaşanan, fizyolojik değişimlerle birlikte ortaya çıkan ve çoğu zaman dışarıdan gözlemlenebilen tepkilerdir. Güdüler ise organizmayı bir amaca yönelten itici güçlerdir.

Duygu ve güdü ilişkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: D — Aynı güdü farklı kişilerde farklı duygularla birlikte yaşanabilir.

Kısaca — Aynı güdü, kişilerin yaşantıları ve durumu değerlendirme biçimleri farklı olduğu için farklı duygularla birlikte yaşanabilir. Örneğin başarı güdüsüyle çalışan bir öğrenci heyecan ve sevinç, bir başkası başarısızlık korkusu ve kaygı duyabilir. Güdü davranışı amaca yöneltirken duygu bu yönelişe eşlik eden yaşantıdır; aralarında herkes için geçerli, tek bir eşleşme yoktur.

35–40. sorular: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini alanlar için. Dersi almadıysan “Muafiyet ve ek süre” bölümünden işaretle; bu numaralara Felsefe soruları gelir.

35. soru

“De ki: Ben de sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyediliyor…” ayetinde peygamberin de insan olduğu vurgulanırken, tebliğ ettiği temel inanç ilkesi de belirtilmektedir.

Bu ayette öne çıkan temel inanç ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Allah’ın birliği (tevhid)

Kısaca — Ayette “ilahınızın bir tek ilah olduğu” vurgusuyla tebliğ edilen asıl inanç esası Allah’ın birliği (tevhid) olarak bildirilmektedir.

Ayet metninde peygamberin beşerî yönüne değinilse de onun insanlığa duyurmakla yükümlü olduğu merkezî inanç esası doğrudan “ilahınız tek bir ilahtır” ifadesiyle açıklanmıştır. Bu temel ilke İslam akaidinin özü olan tevhiddir. Metindeki “ben de sizin gibi bir insanım” ifadesi seni peygamberlikle ilgili bir yargıya yönlendirebilir; fakat soru kökü peygamberin şahsını veya beşerî konumunu değil, tebliğ ettiği temel inanç ilkesini sormaktadır.

36. soru

Bedir Savaşı sonunda esir alınan bazı Mekkelilerin, okuma yazma bilmeyen Medineli çocuklara bu beceriyi öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmasına Hz. Muhammed izin vermiştir.

Bu uygulamayla Hz. Muhammed’in aşağıdaki hususlardan hangisine önem verdiği söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Okuma yazma öğretimine ve eğitime

Kısaca — Bedir Savaşı esirlerinin Medineli çocuklara okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılması, Hz. Muhammed’in okuma yazma öğretimine ve eğitime verdiği büyük önemi gösterir.

Savaş sonrası esirlerin fidye veya cezalandırma yerine çocukların eğitilmesini üstlenmeleri karşılığında özgür bırakılması, İslam toplumunda bilgiye ve maarife tanınan önceliği ortaya koyar. Buradaki asıl hedef genel bir af değil, esirlerin bilgisinden toplumun eğitim düzeyini artırmak üzere faydalanmaktır.

37. soru

İslam medeniyetinde camiler erken dönemde hem ibadet hem eğitim mekânı olarak kullanılmıştır. Bu mekânlar mahalle hayatının da merkezinde durmuştur. Daha sonra medrese, küttap ve darülkurra gibi kurumlar çeşitlenmiştir. Küttap, temel okuma yazma öğretimiyle; medrese ise daha ileri düzeydeki derslerle anılır olmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi bu parçaya göre yanlıştır?

Cevabı göster

Cevap: A — Küttapta, medresedekinden daha ileri düzeyde dersler okutulmuştur.

Kısaca — Parçaya göre camilerin eğitim işlevinin hiç olmadığını savunan ifade yanlıştır.

Metnin ilk cümlesinde camilerin erken dönem İslam toplumunda hem ibadet hem de eğitim merkezi olarak hizmet verdiği açıkça vurgulanmaktadır. Nitekim Mescid-i Nebevî ve onun bitişiğindeki Suffe mektebi, caminin eğitim tarihindeki öncü rolünün en belirgin kanıtıdır. Parçada eğitim kurumlarının zamanla küttap ve medrese gibi uzmanlaşmış yapılara dönüştüğü belirtildiğinden, camilerin bu işlevi görmediği yargısı doğrudan metinle çelişir.

38. soru

Kelam âlimlerinin çoğunluğuna göre akıl, Allah’ın varlığını ve birliğini kavrayabilecek, iyi ile kötüyü belirli ölçüde ayırt edebilecek bir güce sahiptir; ancak akıl tek başına ibadetlerin nasıl yapılacağı, ahiretteki ayrıntılar gibi gaybe dair pek çok konuyu tam olarak bilemez. Bu sebeple akıl, vahyin bildirdiklerini anlamlandırmada kullanılan bir araç olarak görülür.

Bu parçada akılla ilgili vurgulanan husus aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Aklın vahyin anlaşılmasına yardımcı olan sınırlı bir bilgi kaynağı olduğu

Kısaca — Parçada aklın temel gerçekleri kavrayabildiği fakat ibadet şekilleri ve gayb gibi konularda vahyin rehberliğine muhtaç, sınırlı bir bilgi kaynağı olduğu vurgulanmaktadır.

Kelam ilminde akıl, Allah’ın varlığını ve genel ahlaki ilkeleri idrak edebilecek bir donanıma sahiptir; ancak ibadetlerin ayrıntılarını veya ahiret hayatının mahiyetini tek başına belirleyemez. Akıl vahyin yerine geçen mutlak bir kaynak değil, vahiy ile bildirilen hakikatleri anlamlandırmaya ve kavramaya yarayan sınırlı bir araçtır.

39. soru

Kur’an’da imanın yalnızca dilde kalmaması; inançla uyumlu, faydalı ve rıza-i ilahiye uygun davranışlara dönüşmesi istenir. Söz ile davranışın örtüşmesi bu bakımdan önemsenir. Bir genç namazını kılar, ailesine iyi davranır, komşusuna yardım eder ve söz verdiğinde sözünü tutar. Bunları sıradan alışkanlık değil, inancının gereği sayar. Öğretmeni, bunların hepsinin aynı kavram çerçevesinde değerlendirilebileceğini söyler.

Bu parçada öne çıkan kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Salih amel

Kısaca — İmanla uyumlu, Allah’ın rızasına uygun, iyi ve faydalı davranışlara salih amel denir. Bu nedenle cevap D’dir.

Gencin namaz kılması, ailesine iyi davranması, yardım etmesi ve sözünü tutması bu kapsamda değerlendirilir. Çeldiricilerden ihlas, davranışın samimiyetle ve Allah rızası için yapılmasını vurgular; parçada ise inancın gereği olarak yapılan güzel davranışların tümünü kapsayan kavram sorulmaktadır.

40. soru

Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilen camiler ve kervansarayların giriş cephelerinde, bitkisel ve geometrik motiflerle bezeli anıtsal taç kapılar kullanılmıştır. İbadet ve konaklama ihtiyaçlarını karşılayan bu yapıların inşasında taş ve tuğladan yararlanılmıştır. Camilerin iç mekânlarında çini mihraplara ve kalem işi süslemelere yer verilmiş; çini süslemelerde yerel ustaların işlediği firuze ve lacivert sırlı çiniler kullanılmıştır.

Bu bilgilerden hareketle, Anadolu Selçuklu mimarisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Cevabı göster

Cevap: A — Taç kapı süslemelerinde figürlü insan tasvirlerine yer verilmiştir

Kısaca — Metinde taç kapılarda bitkisel ve geometrik motiflerin kullanıldığı belirtilmiş, insan tasvirlerinden söz edilmemiştir. Bu nedenle A seçeneğine ulaşılamaz. İbadet ve konaklama ihtiyaçları işlevselliği, süslemeler estetik kaygıyı gösterir. Yerel ustaların katkısı ile çini ve kalem işi tekniklerinin kullanımı da açıkça belirtilmiştir.

35–40. sorular: Din Kültürü dersini almayanlar için Felsefe.

35. soru

Eski Yunancada philia sevgi, sophia ise bilgelik anlamına gelir. Filozofun kendisini “bilge” değil “bilgeliği seven” olarak adlandırması, felsefi etkinliğin önemli bir yönünü gösterir. Bilge olduğunu söyleyen kişi hakikate bütünüyle sahip olduğunu düşünebilir; bilgeliği seven kişi ise bilgisinin sınırlarını kabul eder, sorularını canlı tutar ve daha iyi gerekçeler aramayı sürdürür. Bu nedenle felsefe, hazır cevapları ezberleyerek tamamlanan bir uğraş değil; kişinin bildiğini sandığı şeyleri yeniden sınadığı kesintisiz bir arayıştır. Bir soruya cevap vermek çoğu zaman yeni soruların ortaya çıkmasına yol açar.

Bu parçadan felsefenin anlamıyla ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: A — Felsefe, bilgeliğe sahip olma iddiasından çok bilgeliği arama etkinliğidir.

Bilgeliği sevme, tamamlanmış bilgiye sahip olma iddiası değil; bilgisinin sınırlarını bilerek hakikati sürekli arama tutumudur.

36. soru

Belirli bir gezegenin yörüngesini gözlem ve matematiksel modellerle açıklamaya çalışan bir gök bilimci söz konusudur. Gök bilimci, ölçümlerini tablolara döker ve yörüngeyi öngörebilmek için hesaplarını yineler. Bir sanatçı ise aynı gökyüzünün kendisinde uyandırdığı duyguyu renk ve biçimlerle özgün bir esere dönüştürür; amacı ölçmek değil, izlenimi görünür kılmaktır. Bir filozof ise “Doğayı açıklamak ne demektir?”, “Bilimsel bir model gerçeğin kendisi midir?” ve “Güzellik nesnede mi, onu değerlendiren kişide mi bulunur?” sorularını ele alır. Filozof, bilim insanının verilerini ya da sanatçının eserini üretmez; bu etkinliklerin dayandığı kavramları, ölçütleri ve insan için anlamlarını sorgular. Böylece felsefe, başka bilgi ve etkinlik alanlarından yararlanırken onların varsayımlarını da inceleyebilir.

Bu parçada felsefenin bilim ve sanatla ilişkisine dair hangi özellik vurgulanmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: B — Felsefenin farklı alanların temel kavram ve varsayımlarını sorgulaması

Filozof, bilimsel modelin ve estetik yargının dayandığı kavramları ve ölçütleri sorgular; felsefe diğer alanların varsayımlarını refleksif biçimde inceler.

37. soru

Bir araştırmacı, çevrim içi müzik platformlarının yaygınlaşmasıyla yerel festivallerin programlarının değiştiğini gözlemlemiştir. Bu değişimi açıklamak için yalnızca dinleyicilerin tercihlerini değil; yayın şirketlerinin politikalarını, iletişim teknolojilerini ve festivallerin gelir kaynaklarını da incelemiştir.

Araştırmacının yaklaşımı, sosyolojik bakış açısının hangi özelliğini örneklendirir?

Cevabı göster

Cevap: C — Toplumsal olayları birbirleriyle ilişkileri içinde değerlendirmesini

Araştırmacı kültürel bir değişimi ekonomik ve teknolojik etkenlerle birlikte ele almaktadır. Bu, toplumsal olguları ilişkileri içinde inceleyen sosyolojik bakış açısını örneklendirir.

38. soru

Tikel olumlu bir önermenin düz döndürmesi, öznesiyle yükleminin yerleri değiştirilerek yapılır; önermenin niceliği ve niteliği korunur. Bir öğrenci “Bazı sporcular öğrencidir.” önermesini bu kurala göre döndürmek istemektedir.

Öğrencinin yazması gereken önerme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Bazı öğrenciler sporcudur.

“Sporcular” ile “öğrenciler” yer değiştirirken “bazı” ifadesi ve olumlu yargı korunur. Böylece “Bazı öğrenciler sporcudur.” önermesine ulaşılır.

39. soru

Farklı toplumlarda cenaze törenleri, aile yükümlülükleri ve mülkiyet anlayışlarının birbirinden ayrıldığını gözlemleyen bir antropolog, ardından yalnızca uygulamaların değil, bu uygulamaları doğru ya da yanlış saymakta kullanılan ölçütlerin de toplumlara göre değiştiğini savunur. Ona göre bir toplumun ölçütlerini başka bir topluma taşıyarak herkes için geçerli bir ahlaki hüküm vermek mümkün değildir; bir davranış, ancak ortaya çıktığı kültürün değerleri içinde değerlendirilebilir. Böylece ahlaki doğruluğu kültürel bağlamdan bağımsız bir ilkeye dayandırmayı reddeder.

Antropoloğun savunduğu görüş aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Ahlaki görecilik

Kısaca — Ahlaki ölçüt ve değerlerin kültürden kültüre değiştiğini, evrensel ve mutlak bir doğruluk ilkesinin bulunmadığını ileri süren yaklaşım ahlaki göreciliktir.

Antropolog, farklı toplumlardaki pratiklerin çeşitliliğinden yola çıkarak doğru ve yanlışın yalnızca o toplumun kendi kültürel değerleri içinde anlam taşıyabileceğini savunur. Bu yaklaşım, tüm toplumlar için bağlayıcı ve evrensel ahlak ilkeleri olduğunu savunan evrenselcilik ile taban tabana zıttır. Dolayısıyla bir davranışı ancak ait olduğu kültürün bağlamında değerlendiren ve evrensel ilkeleri reddeden bu duruş doğrudan ahlaki göreciliktir.

40. soru

Bir işitme deneyinde çok düşük şiddette bir ses yirmi kez dinletilir. Katılımcı sesi on denemede duyduğunu bildirir; şiddet biraz azaltılınca bu oran yüzde ellinin altına düşer.

Katılımcının denemelerin yarısında duyabildiği ses şiddeti hangi kavramla adlandırılır?

Cevabı göster

Cevap: C — Mutlak eşik

Kısaca — Bir uyarıcının denemelerin yüzde ellisinde fark edilebildiği en düşük enerji şiddeti mutlak eşiktir.

Mutlak eşik, bir duyu organının fiziksel bir uyarıcıyı hiç yokken fark edilir kılan başlangıç sınırını temsil eder ve deneysel psikolojide %50 tespit oranıyla saptanır. En güçlü çeldirici olan fark eşiği ise iki uyarıcı arasındaki şiddet farkının ayırt edilebilmesiyle ilgilidir. Deneyde iki ses kıyaslanmayıp tek bir sesin fark edilme sınırı arandığından aranan kavram mutlak eşiktir.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin, bittiğinde her sorunun çözümünü ve sınavın kendi ölçeğinde bir puan tahmini görürsün. Muafiyetini ve ek süreni uygulamada da seçebilirsin; süre ve puan ona göre işler.

Denemenin tamamını uygulamada çöz

Denemenin diğer bölümleri

AYT denemesinin tamamı · AYT hakkında her şey