Cepte soru çözAYTDenemeTDE–Sosyal-1

AYT

AYT TDE–Sosyal-1 deneme — ücretsiz, 40 soru, çözümlü

  • 40 soru
  • Her yanlış, bir doğrunun 1/4 kadarını götürür
  • Ücretsiz

AYT denemesinin TDE–Sosyal-1 bölümü — 40 soru. Şıkları işaretle, en altta Bitir’e bas; doğru, yanlış ve netini gör.

Bu deneme, uygulamadaki 1. Deneme ile aynıdır. Soruları burada çözersen, bu denemeye uygulamada süre tutarak girmek istediğinde sorular sana artık yeni gelmez.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

Divan şiirinde kimi kavramlar kalıplaşmış çağrışımlar kazanarak mazmun hâline gelmiştir.

Gül gülse dâim ağlasa bülbül aceb değül

Zîrâ kimine ağla demişler kimine gül

Bu beyitteki “bülbül” mazmunuyla aşağıdakilerden hangisi kastedilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Âşık

Kısaca — Divan edebiyatı mazmun sisteminde gül daima sevgiliyi, güle kavuşamadığı için inleyen bülbül ise âşığı simgeler.

Divan şiirindeki kalıplaşmış aşk anlayışında gül; nazlı, vefasız ve ulaşılamaz sevgiliyi temsil eder. Onun aşkıyla yanan, gülün açılıp solmasıyla feryat edip gözyaşı döken bülbül ise çaresiz âşıktır. Sevgilinin peşindeki diğer kişileri temsil eden “rakip” kavramı kafa karıştırabilse de sevgilinin hâline göre feryat eden ve acı çeken taraf daima âşıktır.

2. soru

Gül açıldı, soldu bitti Bahar geldi, gitti bitti Ömür bir yel gibi esti Kimseye kalmadı dünya

Bu dörtlükten aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

Cevabı göster

Cevap: B — Dünya ve ömrün geçici olduğu

Kısaca — Dörtlükte yer alan gülün solması, mevsimin tükenmesi ve ömrün hızla geçip gitmesi imgeleri, dünya ve ömrün geçici olduğu fikrini vurgular.

Şiirde tabiatın döngüsü ve güzelliklerin kayboluşu, insanın sınırlı hayatıyla özdeşleştirilerek klasik fanilik teması işlenmiştir. Dizeler dünyevi varlıkların kalıcı olmadığını ve zamanın durdurulamaz akışını öne çıkardığı için metinden ulaşılabilecek en genel yargı dünya ve ömrün geçici olduğudur.

3. soru

Rüzgâr, pencereme usulca vurup içeri girdi, saçlarımı okşadı.

Bu dizede aşağıdaki söz sanatlarından hangisine başvurulmuştur?

Cevabı göster

Cevap: D — Teşhis

Kısaca — İnsana ait olan girme ve okşama gibi eylemler rüzgâra aktarılarak kişileştirme (teşhis) sanatı yapılmıştır.

Dizede canlı/cansız doğa unsurlarına insani davranışlar veya duygular yüklendiğinde kişileştirme (teşhis) gerçekleşir. Çeldirici olabilecek teşbihte (benzetme) en az iki unsur arasında benzerlik ilişkisi kurulurken, kişileştirmede doğrudan insani bir eylem tabiata devredilir. Rüzgârın bir insan gibi davranması bu dizede kişileştirme sanatının kullanıldığını gösterir.

4. soru

Ellerim kınalıdır Gözlerim yaralıdır Sen gitmeden önceki Bu gönlüm yaralıdır

Yedi heceyle söylenen, tek dörtlükten oluşan ve aaba kafiye düzenine sahip bu şiir, aşağıdaki halk şiiri nazım şekillerinden hangisine örnektir?

Cevabı göster

Cevap: D — Mani

Kısaca — Tek dörtlükten oluşan, 7'li hece ölçüsüyle söylenen ve “aaba” uyak düzenine sahip nazım şekli manidir.

Halk şiirinde duyguların tek bir dörtlükte yoğun biçimde anlatıldığı bu türde genellikle ilk iki dize uyağı doldurmak için söylenir, asıl verilmek istenen düşünce ise son iki dizede toplanır. Koşma ve semai gibi nazım şekilleri birden fazla dörtlükten kurulur ve sırasıyla 11'li ile 8'li hece ölçüsüyle söylenir. Parçada verilen 7 hece, tek dörtlük ve aaba şeması doğrudan maniyi işaret eder.

5. soru

Türk tiyatrosunda farklı anlatım tekniklerini bir araya getiren arayışlar zamanla belirginleşir. Yazar, gecekondu mahallesinde yaşayan insanların düzenle çatışmasını destansı bir anlatımla sahneye taşır. Oyuncular zaman zaman rollerinden sıyrılarak seyirciye seslenir; şarkılar olayın duygusuna kapılmayı kesintiye uğratıp toplumsal koşullar üzerine düşündürür. Geleneksel göstermeci ögeler, epik tiyatronun olanaklarıyla birleştirilir. Bu anlayışın belirgin bir örneği Keşanlı Ali Destanı’dır. Bu oyun, hem eleştirmenlerin hem de seyircinin ilgisini çekmiştir.

Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Haldun Taner

Kısaca — Türk edebiyatında epik tiyatronun öncüsü olan ve Keşanlı Ali Destanı’nı kaleme alan yazar Haldun Taner’dir.

Parçada betimlenen seyirciyle doğrudan konuşma, şarkılarla duyguyu kesintiye uğratma ve geleneksel göstermeci ögelerden yararlanma epik tiyatronun en temel teknikleridir. Edebiyatımızda bu türün ilk ve en yetkin örneği olan Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner tarafından yazılmıştır. Seçeneklerdeki Orhan Asena ve Turan Oflazoğlu gibi isimler daha çok tarihî ve trajik oyunlarıyla öne çıkarken epik tiyatro anlayışı bizi doğrudan Haldun Taner’e götürür.

6. soru

Bu dönem şiirinde, halkın anlayabileceği bir dille millî duyguları ve toplumsal meseleleri işleyen örnekler artmıştır. “Ben bir Türk’üm; dinim, cinsim uludur.” dizesiyle başlayan şiiri, millî duyguları geniş kitlelere ulaştıran ilk örnekler arasında kabul edilir. Sade Türkçe ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerde halkın yaşayışını, yurt sevgisini ve kahramanlığı işlemiş; bu yönüyle “Türk şairi” olarak anılmıştır.

Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Mehmet Emin Yurdakul

Kısaca — “Cenge Giderken” şiirindeki ünlü dizesi ve hece ölçüsüyle yazdığı millî coşkulu şiirleriyle “Türk şairi” veya “Millî şair” olarak anılan sanatçı Mehmet Emin Yurdakul’dur.

Mehmet Emin Yurdakul, 1897 Türk-Yunan Savaşı sırasında yayımladığı Türkçe Şiirler kitabında yer alan “Cenge Giderken” şiiriyle edebiyatımızda hece vezninin ve yalın Türkçenin öncülerinden olmuştur. Şiirlerinde estetik derinlikten ziyade coşkulu ve öğretici bir üslupla halkı millî davaya çağırmıştır. Mehmet Akif de millî mücadeleyi desteklemiş güçlü bir şairdir ancak hece vezni yerine aruzu kusursuz kullanmasıyla Yurdakul’dan kesin olarak ayrılır.

7. soru

I. Tilki, ormandaki bütün hayvanlara en güvenli yolu yalnız kendisinin bildiğini söyler. Kestirme sandığı yolda tuzağa düşünce ağır yürüyen kirpinin uyarısını dinlemediğine pişman olur. Anlatı, başkasının deneyimini küçümseyenin kendi bilgisini de değersizleştireceği öğüdüyle biter.

II. Bir kıyı kasabasındaki iki ayrı renkli kayanın, kavuşmaları engellenen iki gencin dua ederek taşa dönüşmesiyle oluştuğuna inanılır. Balıkçılar sisli gecelerde kayalardan ezgi geldiğini söyler ve burayı “İki Âşık” diye anar.

Bu iki parçanın türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: D — Fabl — efsane

İlk parçada insan özellikleri taşıyan hayvanlar aracılığıyla öğüt verildiği için tür fabldır. İkinci parça belirli kayaların oluşumunu halk inanışıyla açıkladığı için efsanedir.

8. soru

Divan nesrinde sanatçıların ya da devlet adamlarının kaleme aldığı resmî ve özel mektuplar kimi zaman bir kitapta toplanmıştır. Bu derlemeler, dönemin yazışma biçimini ve süslü nesir anlayışını göstermesi bakımından önem taşır; Feridun Bey’in eseri türün tanınmış örneklerindendir.

Bu tür eserlere verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Münşeat

Kısaca — Divan edebiyatında resmî ve özel mektupların, süslü düzyazı örneklerinin toplandığı derlemelere münşeat adı verilir.

Divan nesrinde düzyazıya ‘inşâ’, nesir ustasına ‘münşî’, bu mektup ve nesirlerin bir araya toplandığı mecmualara ise ‘münşeat’ denir. Münşeatlar, dönemin resmî yazışma kurallarını ve sanatlı nesir estetiğini gösteren en yetkin kaynaklardır; nitekim parçada anılan Feridun Bey’in Münşeâtü’s-Selâtîni padişah mektuplarını ve fermanları toplayan en ünlü derlemedir. Devlet yönetimini anlatan siyasetname, meslek ahlakını işleyen fütüvvetname veya dış görünüşten karakter tahlili yapan kıyafetname ile karıştırılmamalıdır.

9. soru

XVIII. yüzyıl İstanbul’unda yaşamış bir divan şairidir. Mahallîleşme akımının önde gelen isimlerindendir. Şiirlerinde İstanbul’un günlük hayatı, eğlence mekânları ve sade bir dil kullanımı öne çıkar; Lâle Devri’nin ruhunu yansıtır.

Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Nedîm

XVIII. yüzyıl, mahallîleşme ve Lâle Devri izlenimleri Nedîm’e özgüdür; Nâbî hikemî tarzıyla, Bâki ve Fuzûlî ise daha erken yüzyıllarla anılır.

10. soru

Yirminci yüzyıl başında bazı şairler, günlük hayattan sıradan insanları ve onların dertlerini; aruz ya da hece ölçüsüyle, dize dize ama konuşma diline yakın bir söyleyişle anlatan şiirler yazmıştır. Bu şiirlerde bir olay örgüsü, zaman ve mekân unsuru, kişi kadrosu bulunur; ancak şiirsel öge (ölçü, dize düzeni) korunur. Bu parçada söz edilen anlatı türüyle ilgili aşağıdakilerin hangisi hakkında bilgi yoktur?

Cevabı göster

Cevap: E — Kafiye şeması

Parçada manzum hikâyenin ölçüsü, olay örgüsü, zaman-mekân ve kişi kadrosu unsurlarından söz edilir; ancak kafiye düzenine dair herhangi bir bilgi verilmemiştir.

11. soru

Roman, kahramanın neden yıllarca evine dönmediğini hiçbir yerde açıkça söylemiyor. Bunun yerine yarım bırakılmış mektuplar, aynı tarihte duran bir takvim ve aile üyelerinin konuşurken kaçındığı bir ad üzerinden okura ipuçları sunuyor. Eleştirmen, eserin asıl gücünün bu gölge alanlarında bulunduğunu söylüyor.

“Gölge alanları” sözüyle eserin aşağıdaki yönlerinden hangisi belirtilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: D — Açıkça söylenmeyip ipuçlarıyla sezdirilen bölümler

Kısaca — “Gölge alanları” sözüyle romanda açıkça dile getirilmeyip mektup, takvim ve anılmayan ad gibi ipuçları aracılığıyla okura sezdirilen örtük bölümler anlatılmaktadır.

Metne baktığında yazarın kahramanın geçmişini doğrudan anlatmak yerine yarım mektuplar ve duran bir takvim gibi somut ayrıntılarla okura sunduğunu görebilirsin. Buradaki “gölge” sözcüğü fiziki bir karanlığı değil; bilerek aydınlatılmamış, okurun sezgisine ve yorumuna bırakılmış boşlukları mecazen ifade eder. En çekici çeldirici olan olayların karanlık mekânlarda geçmesi ifadesi, “gölge” sözcüğünü gerçek anlamıyla ele alanları yanıltmayı hedefler; oysa metin bir mekân tasvirinden değil anlatım tekniğinden bahsetmektedir. Dolayısıyla eleştirmenin belirttiği yön, açıkça söylenmeyip ipuçlarıyla sezdirilen bölümlerdir.

12. soru

“Yönetmen ilk filminde uzun planlardan kaçınmış değildir; ancak bu planları, izleyicinin dikkatini oyunculardan uzaklaştıracak bir gösteriye de dönüştürmemiştir.”

Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Filmde uzun planlar kullanılmış fakat bunlar oyunculuğun önüne geçecek ölçüde öne çıkarılmamıştır.

Kısaca — Cümledeki “uzun planlardan kaçınmış değildir” ifadesi bu tekniğin kullanıldığını, devamındaki yargı ise tekniğin oyuncuların önüne geçecek bir gösteriye dönüştürülmediğini kesin olarak bildirir.

Metinde yer alan “kaçınmış değildir” çift olumsuzluğu olumlu bir anlama gelerek yönetmenin ilk filminde uzun planlara yer verdiğini kesinleştirir. “Ancak” bağlacından sonraki bölüm ise bu çekimlerin izleyicinin dikkatini oyunculardan uzaklaştırmadığını, yani tekniğin oyunculuğu gölgelemediğini açıkça ortaya koyar. Buradan yapılabilecek kesin çıkarım, filmde uzun planların kullanıldığı fakat bunların oyunculuğun önüne geçecek ölçüde öne çıkarılmadığıdır.

13. soru

Bir romanda kahraman, kendisine önceden verilmiş değişmez bir özü olmadığını düşünür. Küçük bir büroda çalışan kahraman, her sabah aynı otobüse binip aynı masaya oturmasına rağmen kendini hiçbir zaman tam anlamıyla yerleşmiş hissetmez. Seçimlerinden kaçmanın da bir seçim olduğunu fark eder; yaptığı her tercihin sonuçlarını üstlenmek zorunda olduğunu bilir. Özgürlüğü güven verici bir armağan değil, kaygı ve sorumluluk doğuran bir durum olarak yaşar; anlamını kendi eylemleriyle kurmaya çalışır. Toplumun ona hazır roller sunduğunu görse de bunların arkasına saklanmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını kabul eder. Yalnızlık ve saçma duygusu karşısında yaşamına yön verecek değeri kendisinin oluşturması gerektiği sonucuna varır.

Bu romanın düşünsel temeli aşağıdaki akımlardan hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı göster

Cevap: E — Egzistansiyalizm

Kısaca — İnsanın önceden belirlenmiş bir özü olmadığını, kendi özünü eylemleri ve tercihleriyle kurmak zorunda olduğunu savunan felsefi ve edebî akım Egzistansiyalizmdir.

Varoluşçuluğun kurucusu Sartre’ın belirttiği gibi “varoluş özden önce gelir”; yani insan önce vardır, ardından seçimleriyle kendi anlamını ve kimliğini oluşturur. Metindeki kahramanın seçimlerinden kaçmanın da bir tercih olduğunu fark etmesi ve özgürlüğü bir kaygı ve sorumluluk olarak yaşaması bu felsefenin omurgasını oluşturur. Karakter, kalıtım veya kaderin pasif bir kurbanı olmak yerine hayatının anlamını üstlendiği sorumluluklarla kurmaktadır.

14. soru

Bir şiir seçkisi hazırlayan editör, aynı sanatçının farklı dönemlerdeki yönelişini göstermek ister. Bu amaçla aile içindeki bir hastalığı gerçekçi ayrıntılarla anlatan “Hasta Çocuk”u, İstanbul’u karanlık bir sis imgesiyle eleştiren “Sis”i ve gençlik ülküsünü oğluna seslenerek dile getirdiği “Halûk’un Amentüsü”nü yan yana getirir. Editörün notuna göre ilk şiirde manzum hikâyeye yaklaşan gözlemci anlatım, ikincide siyasal eleştiri, üçüncüde ise akıl ve çalışmaya dayalı bir gelecek tasarımı ağır basmaktadır.

Seçkideki şiirlerin ortak yazarı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Tevfik Fikret

Kısaca — ‘Hasta Çocuk’, ‘Sis’ ve ‘Halûk’un Amentüsü’ şiirleri, bireysel duyarlıktan toplumsal başkaldırıya uzanan sanat çizgisiyle Tevfik Fikret’e aittir.

Tevfik Fikret, ‘Hasta Çocuk’ ve ‘Balıkçılar’ gibi manzum hikâyelerinde realizmin ve parnasizmin etkisiyle acı çeken insanları ve yoksulluğu ustalıkla resmetmiştir. Topluluğun dağılmasının ardından kaleme aldığı ‘Sis’ şiirinde dönemin istibdat yönetimine ve yozlaşmaya meydan okumuş, ‘Halûk’un Amentüsü’nde ise oğlu üzerinden tüm Türk gençliğine akla, fenne ve çalışmaya dayalı aydınlık bir gelecek aşılamıştır. Cenap Şahabettin ve Hüseyin Siret gibi çağdaşları ise sanat yaşamları boyunca bireysel çizgide kalmış, bu tür toplumsal ve düşünsel şiirler yazmamışlardır.

15. soru

Roman, ablukaya alınmış bir liman kasabasında geçen uzun bekleyiş günlerini konu alır; kahraman bu günleri günlüğüne düzenli olarak kaydeder. Anlatıcı, kahramanın savaş yıllarını verirken günlüğünden tarihli bir bölümü değiştirmeden aktarır: “14 Mayıs — Limanda üçüncü gemi de görünmedi. Beklemekten başka emrimiz yok.” Ardından arşivdeki bir duyuruyu metne alır ve iki belgenin çeliştiğini gösterir. Böylece okur, aynı olayın iki farklı kayıtta nasıl anlatıldığını karşılaştırma imkânı bulur; hangi bilginin doğru olduğuna kendisi karar vermek zorunda kalır.

Bu parçada sözü edilen romanda aşağıdaki anlatım tekniklerinden hangisine başvurulmuştur?

Cevabı göster

Cevap: E — Montaj

Kısaca — Günlük, arşiv belgesi, mektup veya gazete kupürü gibi bağımsız metin parçalarının doğrudan alıntılanarak ana anlatıya eklemlenmesi montaj tekniğidir.

Yazar, karakterin günlüğünden bir bölümü ve arşivdeki resmî bir duyuruyu biçimini değiştirmeden romanın dokusuna yerleştirmiştir. Bu durum pastiş tekniğiyle karıştırılmamalıdır; pastişte başka bir türün üslubu taklit edilerek yeni bir metin yazılır, montajda ise hazır belgeler doğrudan kurguya dâhil edilir. Farklı metin türlerinin ana yapıya yapıştırılması montaj tekniğini oluşturur.

16. soru

Bir halk şiirinin ilk dizesi yedi heceden kısadır ve tek başına tamamlanmış bir anlam taşımaz. Sonraki üç dize yedişer hecelidir; uyak çoğunlukla cinaslı sözcüklerle kurulur.

Bu şiirin nazım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Kesik mani

Kısaca — İlk dizesi yedi heceden az olan ve kafiyesi cinaslı sözcüklerle kurulan manilere kesik mani denir.

Anonim halk edebiyatında klasik düz maniler 7'li hece ölçüsüyle yazılan dört dizeden oluşur. Birinci dizesi 7 heceden az (genellikle 4–5 heceli) bırakılan, tek başına anlam taşımayıp cinaslı uyağı hazırlayan manilere ise kesik (cinaslı) mani adı verilir. Çeldiricilerdeki düz mani bağımsız yedi heceli dört dizeden oluşurken, yedekli mani ise maninin sonuna iki dize eklenmesiyle kurulduğu için aranan nazım biçimi kesik manidir.

17. soru

Divan şiirinde övgü kadar yergi de uzun bir gelenek oluşturmuştur. Kaside ile hiciv bu geleneğin iki yüzü olarak uzun süre yan yana yürümüştür. Kasidelerinde güçlü söyleyişi, abartılı övgüleri ve fahriyeleriyle öne çıkan bir şair; övgüde olduğu kadar yergide de aşırıya kaçmıştır. Hicivlerini topladığı eseri, dönemin ileri gelenlerini hedef alan ağır ithamlar içerir. Bu eser, dönemin edebiyat çevrelerinde tartışma konusu olmuştur. Sert üslubu kimi çevrelerde hayranlık, kimi çevrelerde ise tepki uyandırmıştır.

Bu şairin söz konusu eseri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Sihâm-ı Kaza

Kısaca — Kaside ustası Nef’î’nin dönemin yöneticilerini ve ileri gelenlerini acımasızca eleştirdiği hicivlerini topladığı eseri Sihâm-ı Kazadır.

XVII. yüzyıl şairi Nef’î, övgüde olduğu gibi yergide de sınır tanımamış ve ‘Kaza Okları’ anlamına gelen bu eserinde sivri dilli taşlamalarını bir araya getirmiştir. Edebiyatımızdaki bir diğer ünlü hiciv olan Harname ise Şeyhî’ye ait sembolik bir mesnevidir ve kasideleriyle tanınan Nef’î ile karıştırılmamalıdır. Nâbî’nin öğüt kitabı Hayriyye veya Süleyman Çelebi’nin mevlidi Vesîletü’n-Necât ise yergi türüyle ilişkili değildir.

18. soru

Bir kentin seslerini kaydetmek, ilk bakışta yalnızca teknik bir arşiv çalışması gibi görünebilir. Oysa sokak satıcılarının çağrıları, vapur düdükleri, atölyelerden yükselen ritmik vuruşlar ve belli saatlerde çalan okul zilleri; kentin gündelik düzeni hakkında yazılı belgelerin her zaman aktaramadığı bilgiler taşır. Ne var ki ses arşivleri, geçmişi olduğu gibi saklayan tarafsız kutular değildir. Kayıt yapan kişi nerede duracağına, mikrofonu neye çevireceğine ve hangi anı kayda değer bulacağına karar verir. Ayrıca bazı sesler teknik yetersizlik, erişim güçlüğü ya da bilinçli seçim nedeniyle arşive hiç giremez. Bazı arşivlerde ise yıllar içinde kaybolan gürültüler, sonradan hiçbir şekilde yeniden elde edilemez. Bu nedenle böyle bir arşiv kullanılırken hem duyulanların ne anlattığı hem de duyulamayanların neden dışarıda kaldığı sorulmalıdır.

Bu parçadan ses arşivleriyle ilgili aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: B — Kent yaşamını incelemede yararlı olmakla birlikte seçme sürecinin izlerini taşır.

Kısaca — Ses arşivleri gündelik kent hayatına dair zengin ipuçları sunsa da tamamen nesnel değildir; kayıt yapanın öznel tercihlerini ve dışarıda bırakılanları da barındırır.

Parçada sokak satıcıları veya vapur düdükleri gibi seslerin yazılı kaynaklarda bulunmayan canlı bilgileri aktardığı, yani kenti incelemede çok yararlı olduğu belirtilir. Ancak hemen ardından bu kayıtların “tarafsız kutular” olmadığı; mikrofonu tutan kişinin seçimine, durduğu yere ve neleri kaydetmediğine bağlı olarak şekillendiği vurgulanır. Bu iki yön birleştirildiğinde ses arşivlerinin hem araştırmacıya büyük yarar sağladığı hem de seçme ve ayıklama sürecinin öznel izlerini taşıdığı sonucuna doğrudan ulaşılır.

19. soru

Antalya’nın Kaş çevresinde geçen bu uzun hikâyede, toprak sahibi Karabibik’in öküz satın alma ve tarlasını koruma çabası anlatılır. Köy yaşamını romantikleştirmeden ele alan eser, gerçekçi gözlemleri ve yöresel söyleyişleriyle dikkat çeker; edebiyatımızda köyü konu alan ilk ürünlerden sayılır. Eserin yazarı, Zehra adlı romanında ise kıskançlığın yol açtığı yıkımı natüralist bir yaklaşımla işler.

Bu parçada söz edilen yazar aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Nabizade Nazım

Kısaca — Köy yaşamını ele alan ilk uzun hikâye Karabibik ile ilk tezli ve natüralist roman denemesi Zehranın yazarı Nabizade Nazım’dır.

Nabizade Nazım, edebiyatımızda realizm ve natüralizmin öncülerindendir. Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Beymelik köyünde geçen Karabibikte köylünün ekonomik çırpınışlarını, şive taklitlerini ve gerçek köy şartlarını romantizmden uzak bir gözlemle aktarmıştır. Zehra romanında ise psikolojik tahliller eşliğinde kıskançlık temasını ve soyaçekim etkilerini natüralist yöntemlerle işlemiştir.

20. soru

Bir editör, İkinci Yeni şairlerinden hazırlanacak seçki için kitap adlarını ve sanatçılarını eşleştirir. Amaç, hareketin farklı seslerini tek bir çizgiye indirgemeden, birbirini tamamlayan bir bütün içinde yan yana getirmektir. Seçkide Cemal Süreya’nın aşkı şaşırtıcı bağdaştırmalarla kurduğu şiirlerine, Turgut Uyar’ın kent insanının sıkışmışlığını geniş imgelerle anlattığı ürünlerine, Ece Ayhan’ın tarih ve iktidar dilini ters yüz eden karanlık söyleyişine, Edip Cansever’in dramatik kişilere yaslanan uzun şiirlerine ve İlhan Berk’in sürekli değişen deneysel şiirine yer verecektir. Seçkiyi hazırlarken şairlerin yalnızca ünlü şiirlerini değil, daha az bilinen ama dönemin duyarlığını yansıtan örneklerini de bir arada sunmaya çalışır.

Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisini düzeltmesi gerekir?

Cevabı göster

Cevap: C — Edip Cansever - Ben Sana Mecburum

Kısaca — Ben Sana Mecburum Edip Cansever’e değil Attilâ İlhan’a aittir; düzeltilmesi gereken eşleştirme budur.

Cemal Süreya’nın Üvercinka, Ece Ayhan’ın Kınar Hanım’ın Denizleri, İlhan Berk’in Galile Denizi ve Turgut Uyar’ın Dünyanın En Güzel Arabistanı kitapları İkinci Yeni içindeki yerleriyle doğru eşleşmiştir. Edip Cansever ise tiyatrodan beslenen dramatik kişilere ve uzun şiire yaslanır; Yerçekimli Karanfil, Tragedyalar ve Kirli Ağustos onun bilinen yapıtlarındandır. Ben Sana Mecburum bu çizginin dışında, Attilâ İlhan’ın şiir kitabıdır.

21. soru

Bir şiirde

  • insan dışındaki bir varlığın konuşturulması,
  • herkesçe bilinen bir aşk hikâyesine gönderme yapılması,
  • doğal bir olayın gerçek nedeni yerine hayalî ve güzel bir nedene bağlanması

istenmektedir. Şairin bu sanatları aynı dörtlükte, tek bir hayal çevresinde birleştirmesi beklenmektedir. Varlığın yalnız insana özgü davranış göstermesi yeterli olmayacak, doğrudan söz söylemesi gerekecektir. Gönderme de genel bir sevda imgesine değil, bilinen hikâyenin kişilerine dayanacaktır.

Bu özelliklerin tamamı aşağıdaki dörtlüklerin hangisinde vardır?

Cevabı göster

Cevap: E — Dağ dedi: “Ferhat’ın sesini duydum, Şirin’in yoluna çiçekler serdim. Onların kavuşması gecikti diye Karlı başımı erkenden erittim.”

Kısaca — Dağın doğrudan konuşturulması, Ferhat ile Şirin’e değinilmesi ve karların erimesinin bu sevdaya bağlanması üç sanatı aynı dörtlükte buluşturur.

Dağın “Ferhat’ın sesini duydum...” diyerek bizzat söz söylemesi intak (konuşturma) sanatını, Ferhat ve Şirin hikâyesinin kişilerine yer verilmesi ise telmih sanatını karşılar. Dağın karlı başını erkenden eritmesi gibi doğal bir doğa olayının âşıkların kavuşamamasına bağlanması da hüsnütalil sanatını sağlar. Çınarın konuştuğu dörtlükte telmih, turnanın konuştuğu dörtlükte ise hüsnütalil eksik kaldığı için üç özelliği birden taşıyan dörtlük dağın sözlerine yer veren dörtlük olarak öne çıkar.

22. soru

Aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi âşık tarzı ve tekke şiiri için bütünüyle doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: E — Her ikisinde dörtlük ve hece kullanılabilir; konu ve terim dünyaları ise geleneklerine göre ayrışır.

Kısaca — Âşık ve tekke şiiri halk edebiyatının ortak biçimsel ögeleri olan dörtlük ve hece ölçüsünü kullanır; ancak âşık şiiri dünyevi ve somut konulara odaklanırken tekke şiiri tasavvufi kavram ve terimlerle şekillenir, bu yüzden ‘Her ikisinde dörtlük ve hece kullanılabilir; konu ve terim dünyaları ise geleneklerine göre ayrışır’ yargısı bütünüyle doğrudur.

Halk şiirinin her iki kolunda da temel nazım birimi dörtlük, ana ölçü hecedir; şairlerin hecenin yanı sıra aruz veznini de denemiş olmaları bu gerçeği değiştirmez. Ayrıca her iki gelenekte de anonimlik değil, son dörtlükte tapşırma (mahlas) kullanma geleneği esastır. Bu iki geleneği birbirinden ayıran asıl çizgi; tekke şiirinin vahdetivücut, ilahi aşk ve nefis terbiyesi gibi tasavvufi remizleri, âşık şiirinin ise beşerî aşk, tabiat ve toplum olaylarını işlemesidir.

23. soru

I. Bir romanı yayımlandığı dönemin gündelik tartışmalarından bütünüyle ayırarak okumak, metindeki bazı göndermeleri görünmez kılabilir. Ancak romanı yalnızca döneminin belgesi saymak da onun dilini, kurgusunu ve hayal gücünü ikinci plana iter. Metin hem doğduğu zamanla ilişkilidir hem de o zamanı aşan estetik bir düzen kurar.

II. Tarihî bir binayı korurken yalnızca ilk yapıldığı hâli esas almak, sonradan eklenen fakat artık anlam kazanmış katmanları yok edebilir. Buna karşılık her değişikliği dokunulmaz saymak da yapının özgün niteliğini belirsizleştirir. Koruma, farklı dönemlerin izlerini birlikte değerlendirerek karar vermeyi gerektirir.

Bu iki parçanın ortak vurgusu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Bir bütünü anlamak için farklı katmanlar arasında denge kurulması gerektiği

Kısaca — İlk parçada romanın hem dönemiyle ilişkisi hem de estetik yapısı, ikinci parçada ise tarihî yapının hem özgün hâli hem de sonradan eklenen katmanları dengelenmek istendiğinden ortak vurgu ‘Bir bütünü anlamak için farklı katmanlar arasında denge kurulması gerektiği’dir.

Her iki metin de tek boyutlu ve aşırı uçlardaki yaklaşımları eleştirir; ne roman yalnızca bir dönem belgesine indirgenmeli ne de tarihî yapı yalnızca ilk yapıldığı güne hapsedilmelidir. İki parça da eseri ya da yapıyı oluşturan farklı boyutların birlikte gözetilmesi gerektiğini savunur. Geçmiş ürünlerin günümüz ölçütleriyle değerlendirilmemesi fikri seni çeldirebilir; fakat buradaki ortak mesele günümüz ölçütleri değil, eserin kendi içindeki farklı katmanların hakkını teslim etmektir.

24. soru

XVII. yüzyıl Divan şiirinde Sebk-i Hindî’nin önemli temsilcilerindendir. Özellikle gazellerinde ince mazmunlara, yoğun hayallere ve uzak çağrışımlara yer verir. Az sözle çok anlam ifade etmeyi amaçlayan şiirlerinde kapalı ve sanatlı bir söyleyiş görülür.

Bu parçada söz edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Nâilî

Kısaca — XVII. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının öncülüğünü üstlenerek gazellerinde soyut, kapalı ve hayal yüklü bir imge dünyası kuran şair Nâilî’dir.

Soruda geçen “XVII. yüzyıl”, “Sebk-i Hindî” ve “gazelde derinlik” anahtar kavramları seni doğrudan bu akımın divan edebiyatındaki ilk ve en güçlü gazel temsilcisi olan Nâilî’ye ulaştırır. Sebk-i Hindî denince aklına ilk olarak Şeyh Gâlip gelebilir; fakat Şeyh Gâlip bu akımı XVIII. yüzyılın sonunda zirveye taşımıştır. Aynı yüzyılda yaşayan Nef‘î ise gazelden ziyade kasideleri ve Sihâm-ı Kazâ’daki sert hicivleriyle öne çıktığı için parçadaki özelliklerle örtüşmez.

25. soru

ABD Başkanı, Ocak 1918’de yayımladığı bildiride, gizli antlaşmaların sona ermesini, azınlıkların kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olmasını ve uluslararası bir barış örgütünün kurulmasını önermiştir.

Bu öneriler aşağıdakilerden hangisiyle anılır?

Cevabı göster

Cevap: C — Wilson İlkeleri

Kısaca — ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından Ocak 1918'de açıklanan ve gizli diplomasiye son verilmesi, azınlık hakları ile dünya barış örgütü kurulmasını savunan belge Wilson İlkeleri’dir.

Metinde sıralanan ilkeler; milletlerin kendi kaderini tayin hakkı, açık diplomasi ve uluslararası güvenliği sağlayacak bir barış cemiyeti (Milletler Cemiyeti) kurulması gibi Wilson İlkeleri’nin ayırt edici maddeleridir. Çeldiricilerden Atlantik Bildirisi benzer ilkeler barındırsa da II. Dünya Savaşı sırasında yayımlanmıştır; Mondros ve Sevr ise Osmanlı Devleti’ni doğrudan bağlayan ateşkes ve barış belgeleridir.

26. soru

Fransız İhtilali sonrasında Yunanların ve Sırpların Osmanlı yönetimine karşı başlattıkları hareketlerde bağımsız devlet kurma hedefi öne çıkmıştır.

Bu hareketlerin ortaya çıkmasında aşağıdaki düşünce akımlarından hangisi etkili olmuştur?

Cevabı göster

Cevap: C — Milliyetçilik

Kısaca — Ortak dil, kültür ve tarih bilincine dayalı olarak her ulusun bağımsız bir devlet kurma hakkını savunan düşünce akımı milliyetçiliktir.

1789 Fransız İhtilali’nin dünyaya yaydığı en sarsıcı ilke olan milliyetçilik (ulusçuluk), özellikle Osmanlı ve Avusturya-Macaristan gibi çok uluslu imparatorluklarda yaşayan azınlıkların bağımsızlık isyanlarını tetiklemiştir. Liberalizm bireysel özgürlükleri ve serbest piyasayı, muhafazakârlık mevcut geleneksel düzenin korunmasını, enternasyonalizm ise uluslarüstü dayanışmayı esas alır. Dolayısıyla bağımsız bir ulus-devlet kurma arzusunu doğrudan karşılayan kavram milliyetçiliktir.

27. soru

23 Nisan 1920’de gerçekleşen gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması

Kısaca — 23 Nisan 1920'de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla, meşruiyetini doğrudan halktan alan ve millî egemenliğe dayanan yeni bir meclis fiilen iş başına gelmiştir.

İstanbul’un işgali ve Mebusan Meclisinin dağıtılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısıyla Ankara’da toplanan temsilciler, milletin kaderine el koymuştur. Açılan bu meclis, saraydan ve işgal güçlerinden bağımsız olarak Türk milletinin iradesini temsil eden kurucu bir yasama ve yürütme organı niteliği taşır. Tarihsel sıralamaya dikkat etmelisin: Saltanatın kaldırılması 1922'de, Lozan Antlaşması 1923'te, halifeliğin kaldırılması ise 1924'te gerçekleştiğinden 1920'deki asıl dönüm noktası millî egemenliğe dayanan yeni meclisin açılmasıdır.

28. soru

Millî Mücadele Dönemi’nde Fransa, Sakarya Muharebesi’nin ardından TBMM ile bir antlaşma imzalayarak Güney Cephesi’ndeki çatışmalara son vermiş ve Anadolu’dan çekilmeyi kabul etmiştir.

Fransa’nın TBMM ile bu antlaşmayı yapmasının İtilaf Devletleri açısından en önemli sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — İtilaf Devletleri arasındaki birliğin zayıflaması

Kısaca — Fransa’nın Sakarya’dan sonra TBMM ile ayrı antlaşma yapıp Güney Cephesi’nden çekilmesi, İtilaf Devletlerinin Anadolu’da ortak hareket etme iradesini kırmıştır. İngiltere TBMM’yi derhâl tanımamış, işgaller birlikte sürdürülmemiş, Sevr ağırlaştırılmamış ve İtalya Fransızların boşalttığı illere yönelmemiştir. En önemli sonuç İtilaf birliğinin zayıflamasıdır.

29. soru

Mete Han, Asya Hun Devleti’nde orduyu onlu sisteme göre onlu, yüzlü, binli ve on binli (tümen) birliklere ayırarak örgütlemiş; bu askerî birimlerin idari taksimatla da örtüştürülmesini sağlamıştır.

Mete Han’ın bu düzenlemesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Ordu-millet anlayışıyla merkezi otoriteyi ve disiplini güçlendirmek

Kısaca — Mete Han’ın orduyu onlu, yüzlü, binli ve tümen birliklerine ayırıp bu birimleri idari taksimatla örtüştürmesi, ordu-millet anlayışıyla merkezi otoriteyi ve disiplini güçlendirmeyi amaçlamıştır.

Bozkırda boyların gevşek ve bağımsız yapısı merkezî yönetimi zayıflatabilirdi. Mete Han askerî birlikleri boy bağına değil onluk hiyerarşiye bağlayarak emir-komuta zincirini sıkılaştırmış, toplumu disiplinli bir orduya dönüştürmüştür. Bu düzen boy beylerinin savaşta bağımsız hareketini artırmaz, tümeni kaldırmaz, orduyu ücretli yabancılara da bırakmaz; amaç hanedanın bir koluna bağlamak değil, teşkilatı merkeze bağlamaktır.

30. soru

Osmanlı Devleti, Rumeli’de yalnızca askerî zaferlerle yetinmemiş; ele geçirdiği bölgelerde kalıcı hâkimiyet kurmak için çeşitli uygulamalara da başvurmuştur.

Bu amaçla yürütülen iskân (sürgün) politikasının temel hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Fethedilen topraklarda Türk-İslam nüfusunu artırmak

Kısaca — İskân politikasının temel hedefi, Anadolu’dan getirilen Türkmenleri Rumeli’ye yerleştirerek fethedilen topraklarda Türk-İslam nüfusunu artırmaktır.

Osmanlı Devleti Rumeli’deki fetihleri kalıcı kılmak için askerî zaferlerin ardından planlı bir nüfus yerleştirme politikası uygulamıştır. Anadolu’daki konargöçer Türkmen aileler yeni fethedilen topraklara yerleştirilmiş; böylece hem fethin kalıcılığı sağlanmış hem de bölgenin güvenliği Türk-İslam nüfusu ile teminat altına alınmıştır. Bu uygulama sınır kalesi inşa etmek veya ticareti başkalarına devretmekle değil, doğrudan nüfus ve iskân stratejisiyle ilgilidir.

31. soru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında hukuk alanında birçok yeni kanun kabul edilmiştir.

Aşağıdaki kanunlardan hangisi hukuk alanında yapılan inkılaplar arasında gösterilemez?

Cevabı göster

Cevap: D — Kabotaj Kanunu

Kabotaj Kanunu ekonomi alanında yapılan bir düzenlemedir; Türk limanları arasında gemi işletme hakkını Türk vatandaşlarına tanır. Diğerleri 1926'da kabul edilen hukuki düzenlemelerdir.

32. soru

Doğu Anadolu’da Van Gölü çevresinde kurulmuş olan bu uygarlık, sarp kayalıklara inşa ettikleri kaleleri ve sulama kanallarıyla tanınmaktadır. Madencilik alanında oldukça ileri olan bu toplumun başkenti Tuşpa’dır.

Yukarıda özellikleri verilen İlk Çağ Anadolu uygarlığı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Urartular

Kısaca — Van Gölü çevresinde kurulan, başkenti Tuşpa olan, sarp kayalıklar üzerine inşa ettiği kaleler ve Şamran kanalı gibi sulama kanallarıyla tanınan uygarlık Urartulardır.

Doğu Anadolu’nun dağlık coğrafyası ve sert iklimi, Urartuları maden işletmeciliğinde ve savunmaya dönük taş mimarisinde uzmanlaşmaya yöneltmiştir. Başkentleri Çorum yakınlarında Hattuşaş olan Hititler veya Sakarya çevresinde kurulan Frigler Doğu Anadolu merkezli değildir.

33. soru

İslamiyet’in ilk yıllarında Hz. Muhammed’in tebliğini kabul edenlerin sayısı oldukça sınırlı kalmıştır.

İslamiyet’i kabul eden ilk kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Hz. Hatice

Hz. Muhammed’in İslam’a davet ettiği ilk kişi eşi Hz. Hatice’dir ve o da İslamiyet’i kabul eden ilk kişi olmuştur. Hz. Ali ilk Müslüman olan çocuk, Hz. Ebubekir ise ilk Müslüman olan hür erkektir.

34. soru

Gazneli Devleti’ni kuran Alp Tegin, daha önce bir devletin hizmetinde komutanlık yapmış ve o devletin zayıflamasıyla bağımsızlığını ilan etmiştir.

Alp Tegin’in daha önce hizmetinde bulunduğu devlet aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Samaniler

Kısaca — Gazneli Devleti’nin kurucusu Alp Tegin, bağımsızlığını ilan etmeden önce Orta Asya ve Horasan bölgesine hâkim olan Samaniler (Samanoğulları) Devleti’nde ordu komutanlığı yapmıştır.

Alp Tegin, Samani ordusunda gulam (köle) kökenli bir asker olarak yetişmiş, liyakatiyle yükselerek başkomutanlık ve Horasan valiliği gibi kritik kademelere ulaşmıştır. Samani Devleti’nde baş gösteren taht kavgaları ve otorite boşluğu üzerine emrindeki birliklerle Gazne kentine çekilerek 963 yılında bağımsız Gazneli Devleti’ni kurmuştur. Çeldiricilerdeki Abbasiler merkezî İslam hilafetini temsil ederken; Karahanlılar ve Selçuklular ise Alp Tegin’in hizmet ettiği değil, bölgedeki çağdaş veya ardıl diğer Türk devletleridir.

35. soru

Yapay su yolları, okyanuslar arasındaki ulaşımı kolaylaştırarak deniz ticaretinin gelişmesine katkı sağlamıştır.

Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’u birbirine bağlayan ve Orta Amerika’da yer alan yapay su yolu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Panama Kanalı

Kısaca — Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’u Orta Amerika’da birbirine bağlayan yapay su yolu Panama Kanalı’dır.

Kanal ve boğaz sorularında su yolunun yapay mı doğal mı olduğuna ve coğrafi konumuna özellikle dikkat etmelisin. Panama Kanalı, Orta Amerika’da yer alan Panama Kıstağı üzerine inşa edilmiş mühendislik harikası bir yapay su yoludur ve gemileri Güney Amerika’nın güneyindeki Macellan Boğazı’nı dolaşmaktan kurtarır. Çeldiricilerden Süveyş Kanalı Akdeniz ile Kızıldeniz’i bağlarken Cebelitarık ise yapay bir kanal değil, doğal bir boğazdır.

36. soru

Amazon Havzası’ndaki yağmur ormanlarından kutup tundralarına kadar yeryüzünün farklı alanları, birbirinden farklı canlı topluluklarına ev sahipliği yapar.

Bu parçada sözü edilen zenginlik ve değişkenliği ifade eden biyoçeşitlilik kavramı aşağıdakilerin hangisinde doğru tanımlanmıştır?

Cevabı göster

Cevap: C — Genetik, tür ve ekosistem düzeylerindeki çeşitlilik

Kısaca — Biyoçeşitlilik, genetik, tür ve ekosistem düzeylerindeki çeşitliliğin bütünüdür. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

Aynı türün bireyleri arasındaki kalıtsal farklılıklar genetik çeşitliliği, farklı canlı türlerinin bulunması tür çeşitliliğini, yağmur ormanı ve tundra gibi farklı yaşam ortamları ise ekosistem çeşitliliğini gösterir. Biyoçeşitliliği yalnızca tür zenginliğine indirgememelisin.

Çeldirici notu: Toplam canlı birey sayısı çeşitliliği göstermez; tek bir türün çok sayıda bireyinin bulunması yüksek biyoçeşitlilik anlamına gelmez.

37. soru

Birleşmiş Milletler’in ana organlarından biri; üye tüm devletlerin eşit oy hakkıyla temsil edildiği, örgütün tartışma ve karar alma platformu niteliğindedir.

Bu organ aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Genel Kurul

Kısaca — Birleşmiş Milletler’e üye tüm devletlerin eşit oy hakkıyla temsil edildiği ana karar ve tartışma platformu Genel Kurul’dur.

Öğrencilerin sıkça karıştırdığı Güvenlik Konseyi yalnızca 15 ülkeden oluşur ve 5 daimi üyenin veto hakkı bulunduğu için eşit temsil ilkesine sahip değildir. Örgüte üye tüm bağımsız devletlerin birer oyla eşit olarak temsil edildiği ve küresel sorunların görüşüldüğü ana meclis Genel Kurul’dur.

38. soru

Tropikal siklonlar, merkezlerinde alçak basıncın bulunduğu, şiddetli rüzgâr ve yoğun yağışlara yol açabilen hava sistemleridir. Bu sistemlerin oluşabilmesi için aşağıdaki koşullardan hangisi gereklidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Deniz yüzeyi sularının yeterince ısınmış olması

Tropikal siklonlar, tropikal kuşaktaki yeterince ısınmış okyanus suları üzerinde enerji bularak oluşur. Kutup, çöl veya dağlık buzul koşulları bu sistemlerin oluşum kaynağı değildir.

39. soru

Orman tahribi erozyona, biyoçeşitlilik kaybına ve su rejimlerinin bozulmasına yol açabilmektedir. Aşağıdaki uygulamalardan hangisi orman örtüsünü koruyup geliştirerek bu olumsuz etkileri doğrudan azaltır?

Cevabı göster

Cevap: C — Ağaçlandırma ve kontrollü kesim uygulamalarının yaygınlaştırılması

Kısaca — Ağaçlandırma ve kontrollü kesim, orman örtüsünü koruyup geliştirerek orman tahribinin olumsuz etkilerini doğrudan azaltır. Doğru cevap C’dir.

Ağaç kökleri toprağı tutarak erozyonu azaltır; orman örtüsü canlıların yaşam alanlarını korur ve suyun toprağa sızmasını destekleyerek su rejimini düzenler. Kontrollü kesim de ormanın yenilenmesine olanak tanır. Diğer seçenekler erozyon veya taşkın gibi sorunları azaltabilir, ancak orman örtüsünü doğrudan koruyup geliştirmeye yönelik değildir.

40. soru

Sanayi sonrası dönemde bazı kentlerde üretim tesisleri çevreye kayarken merkezde kentsel doku yeniden biçimlenmiştir. Bu dönüşüm, kent içi arazi kullanımını ve istihdam yapısını da değiştirmiştir.

Bu süreçte şehir merkezinin işlevsel yapısındaki değişim için aşağıdakilerden hangisi daha doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: E — Hizmet ve yönetim faaliyetlerinin merkezde güçlenmesi

Sanayi sonrası dönüşümde üretim çevreye kayarken merkezde finans, yönetim ve yüksek hizmet faaliyetleri yoğunlaşır; bu da merkezin hizmet-yönetim karakterini güçlendirir.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin, bittiğinde her sorunun çözümünü ve sınavın kendi ölçeğinde bir puan tahmini görürsün. Muafiyetini ve ek süreni uygulamada da seçebilirsin; süre ve puan ona göre işler.

Denemenin tamamını uygulamada çöz

Denemenin diğer bölümleri

AYT denemesinin tamamı · AYT hakkında her şey