Cepte soru çözTYTDenemeSosyal

TYT

TYT Sosyal deneme — ücretsiz, 20 soru, çözümlü

  • 20 soru
  • Her yanlış, bir doğrunun 1/4 kadarını götürür
  • Ücretsiz

TYT denemesinin Sosyal bölümü — 20 soru. Şıkları işaretle, en altta Bitir’e bas; doğru, yanlış ve netini gör.

Bu deneme, uygulamadaki 1. Deneme ile aynıdır. Soruları burada çözersen, bu denemeye uygulamada süre tutarak girmek istediğinde sorular sana artık yeni gelmez.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

Amasya Genelgesi’nde “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ifadesine yer verilmiş, Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması istenmiştir. Bu belgede ortaya konan temel anlayış aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Ulusal egemenlik ve ortak irade anlayışının ilan edilmesi

Kısaca — Amasya Genelgesi, kurtuluşu milletin azmine bağlayarak ulusal egemenlik ve ortak irade anlayışını ilan eder.

«Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır» cümlesini oku: çözüm padişahtan veya İstanbul’dan değil, milletin kendi kararından beklenir. Sivas’ta ulusal kongre istemek de bu iradeyi tek çatı altında toplama adımıdır. İstanbul’un yetkisini artırmak, kapitülasyonu kabul etmek, manda istemek ya da orduyu lağvetmek genelgenin çizgisinin tersidir; manda özellikle kafa karıştırır ama Amasya metni mandayı resmen talep etmez.

2. soru

1453’te İstanbul’un fethiyle Osmanlı Devleti, Boğazlar üzerindeki denetimini güçlendirmiş; Doğu Roma’nın siyasi varlığı sona ermiş ve Osmanlı, hem Anadolu hem Rumeli topraklarını tek merkezden daha etkin yönetme imkânı bulmuştur.

Buna göre fethin sonuçlarından biri olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?

Cevabı göster

Cevap: E — Karadeniz’in bütünüyle Osmanlı egemenliği altına girmesi

Kısaca — İstanbul’un fethiyle Karadeniz’in bütünüyle Osmanlı egemenliğine girdiği söylenemez. Metin; Anadolu-Rumeli bağlantısında denetimin artmasını, Bizans’ın sona ermesini, Boğazlarda gücün artmasını ve merkezî yönetimin güçlenmesini destekler. Çeldiriciye dikkat: Boğazlarda denetimin güçlenmesi, Karadeniz’in tamamına egemen olmak anlamına gelmez.

3. soru

Gazneliler, İslamiyet’i kabul etmiş Türklerin kurduğu önemli devletlerden biridir. Ancak coğrafi konumları nedeniyle Anadolu’ya yönelmemiş; faaliyetlerini daha çok doğu ve güney yönünde yoğunlaştırmışlardır.

Bu bilgi ve dönemin koşulları dikkate alındığında Gaznelilerin siyasi yönelimi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: A — Asıl genişleme alanları Hindistan ve çevresi olmuştur

Kısaca — Gazneliler’in asıl genişleme alanı Hindistan ve çevresi olmuştur.

Gövde Anadolu’ya yönelmediklerini, faaliyetlerini doğu ve güneyde yoğunlaştırdıklarını söylüyor; bu hat Hindistan ve çevresine karşılık gelir. Avrupa içlerine batı seferi, sürekli başkent değiştiren göçebelik, yalnızca bozkırla sınırlı kalma veya Haçlılara karşı ortak ordu kurma bu yönelimden çıkmaz.

4. soru

Avrupa Hunları ile Doğu Roma arasında yapılan bir antlaşmada şu kararlar alınmıştır:

  • Doğu Roma’nın ödeyeceği yıllık vergi artırılacak,
  • kaçaklar karşılıklı iade edilecek,
  • ticaret belirli sınır pazarlarında sürdürülecektir.

Bu maddelerden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı göster

Cevap: E — Doğu Roma’nın Hun topraklarını tamamen ele geçirdiğine

Kısaca — Antlaşma maddelerinden Doğu Roma’nın Hun topraklarını tamamen ele geçirdiği çıkarılamaz.

Yıllık verginin artırılması Hunların ekonomik kazanımını ve siyasi üstünlüğün Hun lehine kullanılmasını, sınır pazarlarında ticaretin sürmesi sınırlı ticareti, kaçakların karşılıklı iadesi de kaçak sorununa çözüm arandığını gösterir. Roma’nın Hun topraklarını ele geçirmesi ise maddelerin hiçbirinde yoktur; tam tersine vergi ödeyen taraf Doğu Roma’dır. Bu yüzden Hun ülkesinin bütünüyle ele geçirildiği yargısına ulaşılamaz.

5. soru

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından Fransa ile Ankara Antlaşması imzalanmış, Fransa TBMM Hükûmeti ile anlaşarak Güney Cephesi’ndeki savaşı sona erdirmiştir.

Bu gelişme aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

Cevabı göster

Cevap: B — Sakarya zaferi, TBMM’nin İtilaf Devletleri karşısındaki diplomatik konumunu güçlendirmiştir.

Kısaca — Sakarya zaferi, TBMM’yi İtilaf Devletleri karşısında masaya oturan asıl güç konumuna yükseltmiştir.

Masaya oturacak taraf değişmiştir sözü, askerî başarının diplomatik ağırlığı çevirdiğini anlatır: artık dayatma değil, TBMM ile pazarlık söz konusudur. Bu, İstanbul Hükûmeti’nin yetkisinin bittiğini ilan etmek, Yunan ordusunun yok olduğunu söylemek ya da Sovyet ittifakını gereksiz ilan etmek değildir; ifade, İtilaf nezdindeki muhataplık ve pazarlık gücünün Ankara’ya geçtiğini vurgular.

6. soru

Orman yangınları, sıcak ve kurak dönemlerde kuru bitki örtüsünün tutuşmasıyla hızla yayılabilen afetlerdir.

Türkiye’de bu afetin görülme riskinin en yüksek olduğu koşullar aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Kışları bol yağışlı, yazları sıcak-kurak makilik alanlar

Kısaca — Orman yangını riski, kışları yağışlı; yazları uzun, sıcak ve kurak geçen makilik alanlarda en yüksektir.

Kış yağışları bitki örtüsünün gelişmesini sağlar, yaz kuraklığı ise bu örtüyü kurutarak kolay tutuşabilir yakıta dönüştürür. Sıcaklık ve kuruluk tutuşmayı kolaylaştırırken rüzgâr yangının hızla yayılmasına yol açabilir. Yıl boyunca nemli veya karla kaplı alanlarda bu koşullar birlikte oluşmaz.

7. soru

Aşağıdaki tabloda Türkiye’de görülen bazı toprakların belirgin özellikleri özetlenmiştir.

Toprak türleri ve özellikler

ToprakBelirgin özellikAlüvyalAkarsu birikimiyleoluşur; tarımaelverişlidirLitosolİnce, taşlı ve sığdırTuzlu toprakBuharlaşmanın fazlaolduğu kapalıhavzalarda birikirPodzolAsit karakterli veyıkanmış profilliKestane rengi stepOrganik madde ortadüzeyde; kurakçılotsu örtü altında

Buna göre alüvyal topraklar için doğru olan ifade hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Akarsu birikimiyle oluşur ve tarımsal verimi yüksektir.

Alüvyal topraklar akarsuların taşıdığı ince malzemelerin birikmesiyle oluşur; delta ve ova tabanlarında verimli tarım alanlarıdır. Diğer özellikler litosol, tuzlu toprak veya podzol ile ilgilidir.

8. soru

Aşağıdaki tabloda üç istasyonun mevsimlik ortalama yağış miktarları (mm) verilmiştir.

Mevsimlik yağış (mm)

İstasyonKışİlkbaharYazSonbaharK32018040210L90140280110M70857580

Buna göre yağış rejimi bakımından hangisi doğrudur?

Cevabı göster

Cevap: B — L istasyonunda yağışlar yazın belirgin biçimde artar.

L istasyonunda yaz yağışı 280 mm ile diğer mevsimlerden belirgin biçimde fazladır; doğru cevap B’dir. K’de en fazla yağış kışın, en az yağış yazın düşer. M’de yağışlar mevsimlere dengeli dağılır. K ve L’nin yağış rejimleri farklıdır; L’de en az yağış sonbaharda değil, 90 mm ile kışın düşer.

9. soru

Bir ülkede sanayi ve hizmet sektörünün geliştiği büyük kentlere doğru yoğun bir iç göç yaşanmaktadır.

Bu durumun göç alan kentlerde aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açması beklenmez?

Cevabı göster

Cevap: C — Nüfusun yaş yapısının hızla yaşlanması

Kısaca — Yoğun iç göçün göç alan kentlerin yaş yapısını hızla yaşlandırması en az olası sonuçtur.

Kentlere iş ve eğitim amacıyla yönelen nüfus çoğunlukla genç veya çalışma çağındadır; bu nedenle göç, yaşlanmayı hızlandırmak yerine yavaşlatabilir. Buna karşılık artan nüfus konut ve altyapı talebini, iş gücü arzını ve nüfus yoğunluğunu yükseltir.

10. soru

Bir alan, tek bir özelliğin türdeşliğine göre sınırlandırılarak diğer mekânlardan ayrılabilir. Bu yolla oluşturulan bölgeler, ölçüt olarak alınan özelliğe göre doğal ya da beşerî nitelik taşıyabilir.

Aşağıdakilerden hangisi bu biçimde sınırlandırılmış bir bölgeye örnek gösterilebilir?

Cevabı göster

Cevap: C — Yağışlı iklim kuşağı

Kısaca — Yağışlı iklim kuşağı, yağış benzerliğine göre sınırlandırılmış şekilsel bir bölgedir.

Şekilsel bölgelerde seçilen tek bir özelliğin alan içindeki türdeşliği esas alınır. Yağışlı iklim kuşağında bu ortak ölçüt yağış koşullarıdır. Hastane, metro ve okul taşımacılığı alanları merkez-hizmet ilişkisine dayanırken belediye sınırı yönetsel bir kararla belirlenir.

11. soru

Arkheyi su, hava veya dört unsur gibi duyulur unsurlarda arayan doğa filozoflarından farklı olarak bir düşünür, asıl gerçekliği idealar alanında temellendirmiştir. Ona göre duyularla algılanan varlıklar değişirken idealar değişmeden kalır. Bu nedenle varlığın özünü açıklamak için duyulur dünyadaki maddelere değil, bu dünyadan bağımsız idealara yönelmek gerekir. Buna göre bu düşünürü doğa filozoflarından ayıran özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Gerçekliği duyulur unsurlardan bağımsız idealarla açıklaması

Kısaca — Bu düşünürü ayıran, gerçekliği su veya hava gibi duyulur unsurlarda değil, duyular ötesi idealar alanında aramasıdır.

Doğa filozofları arkheyi maddi yapı taşında arar; parça buna karşı asıl gerçekliğin idealar alanı olduğunu koyar. Böylece varlık sorunu doğal maddeden kavramsal nesnelere kayar. Mitolojiyi sürdürmek, yalnızca ahlakla ilgilenmek veya deneysel yöntemin kurucusu olmak metinde yoktur.

12. soru

Aşağıdaki kişilerden her biri bir iddia ileri sürmüştür:

• Deniz: “Adalet önemlidir çünkü adil toplumlarda insanlar daha güvenle yaşar.”

• Ece: “Adalet önemlidir; bunu herkes bilir.”

• Can: “Adalet önemlidir, zira adalet önemlidir.”

• Lara: “Adalet önemlidir çünkü ünlü bir yazar da öyle demişti.”

• Mert: “Adalet önemlidir çünkü adaletsizlik canımı sıkar.”

Buna göre iddiasını en açık biçimde gerekçelendiren kimdir?

Cevabı göster

Cevap: D — Deniz

Kısaca — İddiasını geçerli ve bağımsız bir gerekçeyle temellendiren kişi Deniz’dir.

Felsefede gerekçelendirme, bir yargıyı salt tekrarlamak veya başkalarının kabulüne sığınmak yerine rasyonel bir temele bağlamaktır. Deniz, adaletin önemini “adil toplumlarda insanların daha güvenle yaşaması” gibi denetlenebilir bir nedene dayandırmıştır. Ece çoğunluğun kanısına, Can döngüsel tekrara, Lara körü körüne otoriteye sığınır; Mert ise kişisel duygusunu gerekçe yerine koyar ki bu da yargıyı herkes için temellendirmez.

13. soru

Trafik düzenini korumak için konulan kurallar, ihlal edildiğinde para cezası gibi dışarıdan uygulanan yaptırımlarla işler. Bir sürücü kırmızı ışıkta geçtiğinde bu yaptırımlardan biriyle karşılaşabilir. Ancak aynı sürücü, o anda çevrede kimse bulunmasa ve cezalandırılmasa bile geçtiği için içinden rahatsız olabilir; “keşke geçmeseydim” diye düşünebilir. Bu ikinci durum, yazılı bir kuralın dışarıdan dayatılmasından değil, kişinin kendi kendini yargılamasından doğar. Böylece aynı davranış hem kamusal bir düzenlemenin hem de kişinin iç dünyasındaki değerlendirmenin konusu hâline gelir.

Bu durumda sürücünün hissettiği rahatsızlık ve ceza alması arasındaki fark aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Cevabı göster

Cevap: A — Hukuki yaptırım dışarıdan gelirken vicdani yargı kişinin kendi içinden doğar.

Kısaca — Para cezası dışarıdan uygulanan hukuki bir yaptırım, sürücünün duyduğu rahatsızlık ise kendi içinden doğan vicdani bir yargıdır. Sürücünün kimse görmediğinde ve cezalandırılmadığında da pişmanlık duyması, bu rahatsızlığın ceza kaygısından değil, kendi davranışını yanlış bulmasından kaynaklandığını gösterir. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

14. soru

Kimi kanıtlama girişimleri, duyusal verilerden değil, kavramların içerdiği mantıksal ilişkilerden yola çıkar. Zorunlu varlık kavramı, var olmaması düşünüldüğünde çelişki doğuran bir varlığı ifade eder. Bu tür bir varlık, yalnızca olumsal şeyler arasında bir örnek olarak düşünülemez. Tanrı bu kavramla düşünüldüğünde, onun yalnızca zihinde bulunduğunu söylemek kavramın içerdiği zorunlulukla bağdaşmaz. Zihin ile gerçeklik arasındaki bu geçiş, kavramın kendisinden türetilmeye çalışılır. Böylece Tanrı’nın varlığına, dış dünyaya ilişkin gözlem yapılmadan düşüncenin kendi ilkeleriyle ulaşılmaya çalışılır.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Tanrı’nın varlığı deneyimden bağımsız bir akıl yürütmeyle temellendirilebilir.

Parçada dış dünya gözlemine başvurulmadığı, Tanrı kavramının içeriğinden hareket edildiği belirtilir. Bu nedenle kullanılan temellendirme deneyimden bağımsız, apriori bir akıl yürütmedir.

15. soru

Kant’a göre deneyim bilginin vazgeçilmez kaynağıdır; ancak zihin bu deneyimi doğuştan kategorilerle biçimlendirir. Bu yüzden bildiğimiz doğa, ham duyumların olduğu gibi kaydı değil, zihinsel kalıplarla kurulmuş bir düzendir. Bu kuruluş keyfî de değildir; her insan zihni aynı zorunlu ilkelerle işler.

Bu parçada Kant’ın bilgi anlayışının hangi yönü vurgulanmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: B — Zihnin evrensel kategorilerle deneyimi kurduğu

Kısaca — Zihin, deneyimi herkes için geçerli zorunlu kategorilerle biçimlendirir. Parçaya göre bilgi için deneyim gereklidir; ancak zihin duyumları olduğu gibi kaydetmez, onları düzenler. Bu nedenle doğru cevap B’dir. A kategorileri deneyim tekrarından türetirken E onları bireysel alışkanlıklara bağlar; ikisi de parçadaki doğuştan ve evrensel kategoriler anlayışıyla çelişir.

16–20. sorular: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini alanlar için. Dersi almadıysan “Muafiyet ve ek süre” bölümünden işaretle; bu numaralara Felsefe soruları gelir.

16. soru

İman, kalpte kökleşen bir tasdik olmakla birlikte dil ile de ifade edilir. Bu ifade, kişinin inancını çevresiyle paylaşmasına imkân tanır. Yine de imanın gücü, kişinin inandığı esasları bilinçle kavraması ve bu inancı davranışlarında tutarlı biçimde yansıtma çabası ile ilişkilendirilir. Bu yüzden sadece ezberlenmiş cümleler veya çevreden devralınmış kalıplar, derinlemesine bir inanç bilincinin yerini tutmaz. Böyle bir bilinç, hazır kalıpların ezberlenmesinin ötesinde bir içselleştirme ister.

Bu parçada imanın sağlamlığı en çok hangi unsura bağlanmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: D — Esasları bilinçle kavrayıp inancı davranışla tutarlı kılma çabasına

Kısaca — İmanın sağlamlığı, esasları bilinçle kavrayıp inancı davranışla tutarlı kılma çabasına bağlanır.

Dil ile ifade, inancı paylaşmaya yarar ama güç buradan gelmez. Ezber cümleler ve çevreden devralınmış kalıplar, içselleştirilmiş bilincin yerini tutmaz. Statü, tartışmadan kaçınma veya kalıbı olduğu gibi aktarma, parçanın bağladığı unsur değildir.

17. soru

Toplumsal yardım faaliyetleri sırasında ihtiyaç sahiplerinin durumu hassas biçimde ele alınır. Bir yardım kuruluşu, destek verdiği kişilerin adlarını ve fotoğraflarını paylaşmayarak onların mahremiyetini korumaktadır. Söz konusu kuruluş, bağışçılarına yalnızca genel faaliyet özetleri sunmakta; kişisel bilgileri ise gizli tutmaktadır.

Bu uygulamada öncelikle hangi ilke gözetilmektedir?

Cevabı göster

Cevap: C — İnsan onuruna saygı

Kısaca — Kuruluş, ihtiyaç sahiplerinin adını ve görüntüsünü gizli tutarak öncelikle insan onuruna saygıyı gözetir.

Yardım ederken kişiyi teşhir etmemek, onu bağış kampanyasının vitrini yapmamaktır; mahremiyeti korumak, onuru korumaktır. Bağışçıya yalnızca genel faaliyet özeti verilmesi de aynı ilkenin devamıdır. Hesap verebilirlik en yakın çeldiricidir, ama kuruluş burada bilgi paylaşmayı artırmıyor, tam tersine sınırlıyor. Sosyal rekabet, maddi tasarruf ve kurumsal tanınırlık ise kişisel bilgileri gizli tutmayı açıklamaz; hatta tanınırlık isteseydi isimleri ve fotoğrafları paylaşırdı.

18. soru

El-Kanun fi’t-Tıb adlı eseri yüzyıllarca tıp eğitiminde kullanılan İslam bilgini aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — İbn Sînâ

Kısaca — El-Kanun fi’t-Tıb, İbn Sînâ’nın tıp eseridir.

Eserin adı soruda verilir; bu külliyat uzun süre tıp eğitiminin ana kitabı olmuştur ve yazarı İbn Sînâ’dır. Fârâbî felsefe, İbn Haldun umran, Hârizmî cebir, Bîrûnî ise astronomi ve coğrafya ile anılır; bu tıp kitabının sahibi değillerdir.

19. soru

Oruç ibadeti, kişinin gün boyunca yeme, içme gibi bedensel ihtiyaçlarından uzak durmasını gerektirir. Bu çekimserlik, orucun dışarıdan en kolay fark edilen yönünü oluşturur. Ancak İslam’a göre orucun anlamı yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Şekil şartlarının ötesinde bir derinlik arandığı vurgulanır. Hz. Peygamber, bir hadisinde yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmayan kişinin aç kalmasına Allah’ın ihtiyacı olmadığını bildirmiştir. Bu söz, oruç aylarında sıkça hatırlatılan uyarılar arasında yer alır.

Bu hadise göre oruç ibadetinde asıl amaçlanan aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Kişinin dilini ve davranışlarını da kötülüklerden uzak tutması

Hadiste yalan söylemeye devam eden kişinin orucunun Allah katında değer taşımadığı belirtildiğinden orucun asıl amacı, kişinin aç kalmanın yanında dilini ve davranışlarını da kötülüklerden uzak tutmasıdır.

20. soru

Bir gün bir kişi Hz. Muhammed’in yanına geldiğinde aşırı heyecanlanınca Hz. Muhammed, kendisinin de diğer insanlar gibi yemek yiyen, çarşıda dolaşan bir insan olduğunu hatırlatarak onu rahatlatmıştır. Kişi sakinleşince sohbet daha doğal bir havada devam etmiştir. Bu davranış aşağıdaki ahlaki kavramlardan hangisine örnek gösterilebilir?

Cevabı göster

Cevap: E — Tevazu

Kısaca — Kendisini yemek yiyen, çarşıda dolaşan bir insan olarak hatırlatması tevazuya örnektir.

Karşısındaki heyecandan duraksayınca Hz. Muhammed mesafeyi büyütmemiş, kendisinin de diğer insanlar gibi yaşayan biri olduğunu söyleyerek onu rahatlatmıştır; yani konumunu öne çıkarmak yerine küçültmüştür. Şecaat cesaretle, iffet namus ve ölçülülükle, cömertlik vermekle ilgilidir; bu olayda hiçbiri sınanmaz. İtidal en yakın çeldiricidir, ancak burada anlatılan öfke veya isteklerde ölçülü olmak değil, kendini büyük görmemektir. Tevazu tam da budur.

16–20. sorular: Din Kültürü dersini almayanlar için Felsefe.

16. soru

Ahlak felsefesinde kişinin bir eylemden ötürü övülebilmesi ya da kınanabilmesi, davranışını kendi iradesiyle seçebilmesiyle ilişkilidir. Baskı ve tehdit, kişinin seçme imkânını sınırlayabilir; bu nedenle sorumluluk değerlendirilirken kişinin içinde bulunduğu koşullar da dikkate alınmalıdır. Kişinin davranışını yönlendirme ve başka türlü davranma imkânının tamamen ortadan kalktığı durumlarda ise onu özgürce seçilmiş bir eylemdeki gibi sorumlu tutamayız. Bu parçaya göre ahlaki sorumluluğun temel koşulu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Eylemin özgür iradeyle gerçekleştirilmesi

Kısaca — Parçaya göre ahlaki sorumluluğun temel koşulu, eylemin özgür iradeyle gerçekleştirilmesidir. Kişinin davranışını seçebilmesi ve başka türlü davranabilmesi, sorumlu tutulmasının dayanağıdır. Baskı ve tehdit bu imkânı sınırladığında koşullar dikkate alınır; seçme imkânı tamamen ortadan kalktığında kişi özgürce davranmış gibi sorumlu tutulamaz.

17. soru

Bilim tarihinde bazı dönemlerde egemen kuramlar, yeni gözlemler karşısında yerini başka açıklama çerçevelerine bırakmıştır. Örneğin bir kuramın öngörüleriyle uyuşmayan gözlemlerin tekrarlanması, bilim insanlarını kuramın temel varsayımlarını sorgulamaya yöneltebilir. Böylece bilim, bilgi birikimini artırırken olayları açıklama biçimini de değiştirebilir. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: E — Bilimsel bilgi tarihsel süreçte dönüşebilir.

Kısaca — Bilimsel bilgi tarihsel süreçte dönüşebilir. Kuramın öngörüleriyle uyuşmayan yeni gözlemler, temel varsayımların sorgulanmasına ve açıklama çerçevesinin değişmesine yol açabilir. Dolayısıyla bilimsel gelişme, aynı çerçeveye bilgi eklemekle sınırlı değildir. Ancak parça, önceki açıklamaların bütünüyle terk edilmesinin zorunlu olduğunu veya değişimde kişisel tercihlerin gözlemden daha belirleyici olduğunu söylemez.

18. soru

Gündelik hayat, durmaksızın yenilenen karar anlarıyla doludur. Varoluşçu bir düşünüre göre insan, nasıl davranacağını belirleyen değişmez bir özle dünyaya gelmez. Bir seçim yaptığında yalnızca o anki bir isteğini yerine getirmiş olmaz; kim olacağını da bu seçimle kurar. Koşullar seçenekleri daraltabilir fakat kişi, verdiği kararı bütünüyle koşullara yükleyerek sorumluluktan kaçamaz. Hatta seçmemeyi tercih etmek bile kişinin benimsediği bir tutumdur. Bu tutum da kişinin yaşamındaki yerini sessizce işaretler.

Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

Cevabı göster

Cevap: E — İnsan, seçimleriyle kendini kurarken bu seçimlerin sorumluluğunu da üstlenir.

Parça, insanın önceden belirlenmiş bir özü olmadığını ve kimliğini seçimleriyle oluşturduğunu vurgular. Bu özgürlük, seçimi koşullara yükleyememe ve onun sorumluluğunu taşıma anlamına gelir.

19. soru

Bilim, yalnızca ortaya çıkan teoriler, yasalar ve teknik buluşlarla değil; bilim insanlarının gözlem yapma, deney tasarlama ve elde ettiği verileri akıl yürüterek değerlendirme sürecinde sürdürdüğü sürekli bir uğraş olarak da ele alınabilir. Bu bakış açısında asıl önemli olan, hangi sonuca varıldığından çok, bu sonuca ulaşmak için izlenen yöntemin ve harcanan çabanın kendisidir. Bu konu, bilim felsefesinde sıkça tartışılan yaklaşımlardan biridir. Farklı düşünürler, bilimi tanımlarken farklı yönlere vurgu yapmıştır.

Bu parçada bilime yaklaşım biçimlerinden hangisi anlatılmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: B — Bilimi bir etkinlik olarak gören yaklaşım

Kısaca — Vurgu, ortaya çıkan teori ve yasalarda değil; gözlem, deney ve akıl yürütmenin sürdürülen uğraşındadır — bu, bilimi bir etkinlik olarak gören yaklaşımdır.

Parça önce “ürün” tarafını (teoriler, yasalar, buluşlar) anıp geçiyor, sonra asıl önemli olanın sonuca giden yöntem ve çaba olduğunu söylüyor. Bilimi raftaki bitmiş ürün sayan bakış tam tersine, hangi sonuca varıldığını öne alırdı. Toplumsal kurum, dünya görüşü veya ideoloji metinde açılmıyor.

20. soru

Her soru aynı türden bir araştırma gerektirmez. Felsefe, belirli bir olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiğini sormaktan çok, kullandığımız kavramların anlamını ve yargılarımızın dayanaklarını inceler. Kavramların sınırlarını çizmek, olayların kronolojisini tutmaktan farklı bir iştir. Bir ölçüm aracı, uygun koşullarda bir cismin sıcaklığını belirleyebilir; ancak “Bilginin ölçütü nedir?” sorusunun yanıtını tek başına veremez. Araç kendi ölçeğinde işe yarar. Çünkü bu ikinci soru, yalnızca yeni bir olgu saptamayı değil, olguları bilgi sayarken benimsediğimiz ölçütleri tartışmayı gerektirir.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi felsefi bir soru değildir?

Cevabı göster

Cevap: C — Saf su deniz seviyesinde kaç derecede kaynar?

Saf suyun deniz seviyesindeki kaynama sıcaklığı gözlem ve ölçümle yanıtlanabilen bilimsel bir sorudur. Diğer seçenekler kimlik, adalet, güzellik ve bilginin sınırı gibi kavramsal problemler içerir.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin, bittiğinde her sorunun çözümünü ve sınavın kendi ölçeğinde bir puan tahmini görürsün. Muafiyetini ve ek süreni uygulamada da seçebilirsin; süre ve puan ona göre işler.

Denemenin tamamını uygulamada çöz

Denemenin diğer bölümleri

TYT denemesinin tamamı · TYT hakkında her şey