Cepte soru çözTYTDenemeTürkçe

TYT

TYT Türkçe deneme — ücretsiz, 40 soru, çözümlü

  • 40 soru
  • Her yanlış, bir doğrunun 1/4 kadarını götürür
  • Ücretsiz

TYT denemesinin Türkçe bölümü — 40 soru. Şıkları işaretle, en altta Bitir’e bas; doğru, yanlış ve netini gör.

Bu deneme, uygulamadaki 1. Deneme ile aynıdır. Soruları burada çözersen, bu denemeye uygulamada süre tutarak girmek istediğinde sorular sana artık yeni gelmez.

Sen çözerken hiçbir soru işaretlenmez — sınavdaki gibi. Cevaplar ve çözümler, bitirdiğinde açılır. İşaretlediklerin bu tarayıcıda saklanır; sekmeyi kapatsan da kaybolmaz.

1. soru

Bir yazar, makalesinin bir paragrafında önce ele alacağı sorunu kısaca tanıtır; ardından sorunun ortaya çıkış nedenlerini ve yaygınlığını örneklerle açıklar; en sonda ise soruna yönelik kişisel değerlendirmesini bir cümlede özetler.

Bu paragrafın yapı bölümleri, sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: A — Giriş – gelişme – sonuç

Paragraf önce sorunu tanıtarak başlar (giriş), sonra neden ve örneklerle genişletilir (gelişme), en sonda değerlendirme ile kapanır (sonuç).

2. soru

Ekmek yapan yaşlı bir fırıncı, çıraklarına iyi bir ekmek ustası olmanın sırlarını şöyle anlatırdı: Hamuru yoğururken sabırlı olmalısın çünkü acele her zaman lezzeti bozar. Fırının ateşini sürekli izlemeli, sıcaklığın gücünü asla gözden kaçırmamalısın. Yaptığın hatalardan korkmamalısın; her yeni hamur sana bir fırsat daha sunar. Ellerinin ustalığına güvenmeli, becerini kendine kanıtlamalısın. Pişirdiğin her ekmekte kendi imzanı bırakmalı, tarifini özgün kılmalısın.

Bu parçada fırıncının çıraklarına verdiği öğütlere göre, iyi bir ekmek ustasının sahip olması gereken özellikler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

Cevabı göster

Cevap: A — Cömert olmak

Kısaca — Öğütler arasında cömertlik yoktur.

Fırıncı sabrı (acele lezzeti bozar), ateşi izleme dikkatini, hatalardan yılmamayı, ellerin ustalığına güvenmeyi ve her ekmekte imza bırakmayı yani özgünlüğü sayar. Cömertlik bu listenin karşılığı değildir; metinde paylaşmak, vermek ya da ikram etmek diye bir iz de yoktur.

3. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir olasılıktan söz edilmektedir?

Cevabı göster

Cevap: A — Bu proje zamanında tamamlanamayabilir.

İlk cümlede “-ama-y-abilir” yapısıyla gerçekleşmesi kesin olmayan, ihtimal dâhilindeki bir durum dile getirilmiştir. Diğer cümleler kesin bir plan, geçmişte gerçekleşmiş bir olay veya bir zorunluluk bildirir.

4. soru

Bir arkeolog için toprak tabakaları, kapanmış bir kitabın sayfaları gibidir. Her tabaka, üstündekinden daha eski bir döneme ait izleri barındırır ve kazı ilerledikçe bu sayfalar tek tek çevrilerek geçmişe doğru okunur. Nasıl ki bir kitabı anlamak için sayfaların sırasını bozmadan okumak gerekiyorsa, bir kazı alanını doğru yorumlamak için de tabakaların sırasına sadık kalmak gerekir. Bir arkeolog, bu sıralamayı bozacak acele bir kazıyla, aslında kitabın sayfalarını yırtıp karıştırmış gibi geçmişin hikâyesini de bozabilir.

Bu parçada arkeolojik kazı sürecine ilişkin düşünce, aşağıdakilerden hangisiyle geliştirilmiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Benzetme

Yazar, toprak tabakalarını bir kitabın sayfalarına benzeterek kazı sürecinin dikkatli ve sıralı olması gerektiği düşüncesini benzetme yoluyla geliştirmiştir.

5. soru

Bir yemek tarifi, tıpkı bir müzik partisyonu gibidir: notalar (malzemeler) aynı olsa da her icracının (aşçının) elinde farklı bir tını kazanır. Partisyondaki bir “forte” işareti nasıl kesin bir ses şiddeti belirtmiyorsa, bir tarifteki “tatlandırmaya göre tuz” ifadesi de kesin bir gramaj vermez; ikisi de yorumcunun deneyimine bırakılmış bir aralıktır. Deneyimli bir aşçı, tıpkı usta bir müzisyenin partisyonu okurken satır aralarını duyumsaması gibi, bir tarifin yazılı olmayan kısımlarını da sezer: hangi malzemenin ne zaman eklendiğinde tadın değişeceğini, hangi ocağın ne kadar ısıtılması gerektiğini bilir. Bu yüzden aynı tarif, on farklı mutfakta on farklı lezzete dönüşebilir.

Yazar, bu parçada düşüncesini geliştirirken öncelikle aşağıdakilerden hangisine başvurmuştur?

Cevabı göster

Cevap: D — Benzetme

Kısaca — Yazar düşüncesini, yemek tarifini müzik partisyonuna benzeterek geliştirir.

Notalar malzemeye, icracı aşçıya, “forte” ile “tatlandırmaya göre tuz” da yorumcuya bırakılmış aralığa karşılık gelir. Bu eşleme bir tanık, bir istatistik, bir karşıt görüş çürütmesi ya da zaman dizisi değil; benzerlik üzerinden yürüyen bir anlatımdır. Aynı tarifin on mutfakta on lezzete dönüşmesi de bu benzetmenin sonucudur.

6. soru

Bir tarihçi kıyıdaki kalenin yapım evrelerini incelerken farklı kaynakların verdiği tarihleri karşılaştırıyor. Kitabelerin birinde tarih okunamadığı için çalışma notuna şu bilgiyi ekliyor: Kalenin doğu burcu 1580’de (?) tamamlanmış olmalıdır.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru işareti bu cümledekiyle aynı görevde kullanılmıştır?

Cevabı göster

Cevap: C — Tapınağın ana kapısı MÖ 600’de (?) yapılmış.

Verilen cümlede soru işareti, 1580 bilgisinin kuşkulu olduğunu belirtir. “MÖ 600’de (?)” kullanımında da tarih kesin olmadığı için aynı işaret yay ayraç içinde aynı görevle kullanılmıştır.

7. soru

Bir sporcunun antrenman programını, bir binanın inşasına benzetmek mümkündür. Nasıl ki sağlam bir bina için önce temel atılır, sonra kat kat yükseltilirse; bir sporcu da önce temel dayanıklılığını geliştirir, ardından bu temel üzerine hız ve teknik çalışmalarını ekler. Temeli sağlam olmayan bir binanın üst katları ne kadar gösterişli olursa olsun uzun ömürlü olmaz; aynı şekilde dayanıklılık temeli oturmamış bir sporcu da ne kadar teknik çalışsa da sakatlanma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle antrenörler, programın ilk aylarını her zaman temel çalışmalara ayırır.

Yazar, bu parçada düşüncesini geliştirirken aşağıdakilerden hangisine başvurmuştur?

Cevabı göster

Cevap: C — Antrenman sürecini bina inşasına benzeterek açıklamaya

Yazar, antrenman sürecini bina inşasına benzeterek düşüncesini bir benzetme (analoji) aracılığıyla geliştirmiştir.

8. soru

Bir heykelin değerini, yapımında kullanılan malzemenin ağırlığına göre ölçenler yanılır. Kimileri, bronzdan yapılmış büyük bir heykelin küçük bir taş heykelden daha kıymetli olduğunu düşünür. Oysa bir heykelin değerini belirleyen, ne malzemenin miktarı ne de boyutudur; sanatçının o malzemeye kattığı özgün anlatımdır. Küçücük bir mermer parçasından yontulmuş bir yüz ifadesi, kilolarca bronzdan dökülmüş kaba bir figürden çok daha değerli sayılabilir. Bu yüzden bir heykeli değerlendirirken malzemesine değil, ortaya çıkardığı etkiye bakmak gerekir.

Bu parçaya göre bir heykelin değerini belirleyen asıl ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Sanatçının malzemeye kattığı özgün anlatım

Kısaca — Heykelin değeri, malzemenin ağırlığına veya boyutuna değil, sanatçının kattığı özgün anlatıma göre ölçülür.

Yazar önce “malzemenin ağırlığına göre ölçenler yanılır” diyerek yanlış ölçütü eler. Sonra açıkça söyler: değeri belirleyen, ne miktar ne boyuttur; sanatçının o malzemeye kattığı özgün anlatımdır. Küçük mermer yüzün kaba bronz figürden değerli olabilmesi de bu ölçütün örneğidir; tarih, üretim süresi ya da müze gibi metinde geçmeyen ölçütlere sapma.

9. soru

Kütüphanenin gönüllüleri sabah erkenden bir araya geldi. Önce masaların üzerindeki kitapları düzenlediler (I) (ayrıntılarıyla incelediler). Ardından sessizce (II) (gürültü yapmadan) çalışan ekip, yıpranmış kapakları onardı (III) (tamir etti). İşler kısa sürede (IV) (az zamanda) bitti; salon yeniden kullanıma hazır (V) (yararlanılabilecek durumda) hâle geldi.

Bu parçada numaralanmış sözlerden hangisinin anlamı parantez ( ) içinde verilen açıklamayla uyuşmamaktadır?

Cevabı göster

Cevap: A — I

“Düzenlemek”, bu bağlamda kitapları belirli bir sıraya veya uygun bir yerleşime koymaktır; “ayrıntılarıyla incelemek” anlamına gelmez. Bu nedenle I numaralı sözün açıklaması yanlıştır. Diğer sözlerin açıklamaları bağlamdaki anlamlarını karşılamaktadır.

10. soru

Bir ürünün fiyatı %50 indirimli olduğunda pek çok tüketici, o ürüne asıl ihtiyacı olup olmadığını sorgulamadan alışveriş sepetine ekler. Davranışsal iktisatçılara göre bunun nedeni, indirimin kendisinin bir “kaçırılmaması gereken fırsat” hâline gelmesi ve asıl ürünün gölgede kalmasıdır. Tüketici, indirimli fiyatı normal fiyatla kıyaslayarak “kâr ettiğini” düşünür; oysa hiç almayacağı bir ürünü yarı fiyatına almak, aslında hiç kâr değil, tam bir kayıptır. Mağazaların vitrinlerine büyük puntolarla yazdığı indirim yüzdeleri de tam olarak bu psikolojiyi tetiklemek için tasarlanır. Sonuçta tüketici, ihtiyacından çok fırsatı kaçırmama kaygısıyla harekete geçer.

Bu parçada anlatılmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: A — İndirimli alışverişlerde belirleyici olan çoğunlukla üründen çok fırsatı kaçırmama kaygısıdır.

Kısaca — Parçada anlatılmak istenen ana düşünce, indirimli alışverişlerde belirleyici olan etkenin çoğunlukla ürüne duyulan ihtiyaçtan çok fırsatı kaçırmama kaygısı olduğudur. Tüketici indirimi kaçırılmayacak bir fırsat olarak görüp ihtiyacı olmayan ürünü almakta, böylece kâr ettiğini sanırken aslında kayba uğramaktadır. Çeldirici notu: İktisatçıların alışkanlıkları değiştirmeyi amaçladığı, indirim yüzdelerinin zorunlu olduğu veya yarı fiyatına almanın her zaman kâr sayıldığı metinde yer almayan ya da çürütülen yargılardır.

11. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük harflerin kullanımıyla ilgili bir yanlışlık vardır?

Cevabı göster

Cevap: E — Gezi grubu akşamüstü Van gölü kıyısında mola verdi.

Yer adlarında deniz, göl, dağ, boğaz gibi tür bildiren ikinci sözcük de özel adın parçasıysa büyük harfle başlar; doğru yazım “Van Gölü”dür. Diğer seçeneklerde büyük harfler doğru kullanılmıştır.

12. soru

Yapay zekâ sistemleri, tıpkı bir çırağın ustasından öğrendiği gibi, kendisine sunulan örnekleri tekrar tekrar inceleyerek öğrenir. Bir çırak, yıllarca aynı işi tekrar ede ede ustalaşırken, yapay zekâ da milyonlarca veri örneğini defalarca işleyerek örüntüleri yakalar. Aradaki fark, çırağın bu süreçte hem beceriyi hem de neden-sonuç ilişkisini kavramasıdır; oysa yapay zekâ, çoğu zaman neden-sonuç ilişkisini anlamadan sadece istatistiksel örüntüyü yakalamış olur. Yine de her ikisinde de ustalaşmanın yolu, tekrar ve deneyim biriktirmekten geçer. Bu benzetme, yapay zekânın öğrenme sürecini günlük hayattan tanıdık bir örnekle açıklamayı amaçlar.

Bu parçada yapay zekâ ile çırağın öğrenme süreci arasında kurulan karşılaştırmanın dayanağı nedir?

Cevabı göster

Cevap: B — Her ikisinin de tekrar ve deneyim biriktirerek ustalaşması

Parça açıkça çırağın neden-sonucu kavradığını ama yapay zekânın kavramadığını söyler; ortak nokta ikisinin de tekrar ve deneyim yoluyla örüntü yakalamasıdır.

13. soru

Bir düşünürün Gelenek ve Değişim adlı denemesi “.” cümlesiyle açılır. Bu cümle, yazarın kitap boyunca sürdürdüğü çıkış noktasını özetler: Ona göre gelenek, geçmişin donmuş bir kopyası değil, her kuşağın yeniden yorumladığı canlı bir malzemedir. Yazar bu bakış açısından hareketle, bir toplumun köklerine sımsıkı sarılmasını değil, o köklerle yaratıcı bir hesaplaşmaya girmesini önemser. Ona göre gelenek yalnızca korunduğunda değil, sorgulanıp yeniden kurulduğunda anlam kazanır. Önce saygı, der yazar; sonra sorgulama. En sonunda da dönüşüm.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: A — Gelenek, olduğu gibi tekrar edilen bir miras değil, sürekli yeniden inşa edilen bir ilişkidir

Kısaca — Gelenek, olduğu gibi tekrar edilen bir miras değil, her kuşağın yeniden kurduğu canlı bir ilişkidir.

Boşluktan hemen sonra yazar, geleneği “geçmişin donmuş bir kopyası” olmaktan çıkarıp “yeniden yorumlanan canlı malzeme” diye tanımlar; saygı, sorgulama ve dönüşüm sırası da bunu pekiştirir. “Olduğu gibi koruyarak geleceğe taşımak” tam bu çıkış noktasının tersidir; “köklerine sımsıkı sarılmasın” uyarısını ters okursan bu cümle seni çeler. Keyfi bir kurgu, tamamen terk edilen bir yük veya yalnızca uzmanlara açık bir sistem ise metnin “canlı malzeme / yaratıcı hesaplaşma” çizgisini bozar.

14. soru

(I) Bir çeviri, kaynak dildeki anlamı hedef dile taşırken sözcüklerin birebir karşılığını bulmakla sınırlı bir iş değildir. (II) Çevirmen, cümlenin taşıdığı kültürel göndermeleri de hedef dilin okuruna aktarabilmelidir. (III) Örneğin bir deyimin salt sözcük anlamıyla çevrilmesi, o deyimin taşıdığı çağrışımı tamamen yok edebilir. (IV) Bu yüzden iyi bir çevirmen, iki dile de aynı ölçüde hâkim olmalı ve iki kültürü de yakından tanımalıdır. (V) Sözlükler, bir dildeki sözcüklerin başka dillerdeki karşılıklarını alfabetik sırayla listeleyen başvuru kaynaklarıdır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi parçanın akışını bozmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: E — V

Diğer cümleler çevirinin kültürel aktarım boyutunu ele alırken V. cümle sözlüklerin genel tanımını vererek konudan uzaklaşır.

15. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük fiilimsi değildir?

Cevabı göster

Cevap: D — Çantamdaki çakmağı masanın üzerinde unutmuşum.

“Çakmağı” sözcüğü ateş yakmaya yarayan aracı karşılayan kalıcı bir addır, fiilimsi değildir. Diğer vurgulu sözcükler isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil ve adlaşmış sıfat-fiil olarak kullanılmıştır.

16. soru

Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri rastgele bir şekilde saklamaz. Uykunun belirli evrelerinde, önemli görülen bilgiler kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe taşınır; gereksiz görülen ayrıntılar ise elenir. Bu süreç, özellikle derin uyku evrelerinde yoğunlaşır. Araştırmacılar bu aktarımı, uyuyan kişilerin beyin dalgalarını ölçerek izleyebiliyor. Bu nedenle yeterince uyumayan bir öğrencinin, ders çalışırken edindiği bilgileri kalıcı hâle getirmesi güçleşir.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Dolayısıyla uyku, öğrenilenleri anlamlandırıp kalıcı belleğe yerleştiren bir süzgeç gibi çalışır.

Kısaca — Boşluğa, uykunun öğrenilenleri süzüp kalıcı belleğe yerleştiren bir süzgeç gibi çalıştığını söyleyen cümle gelmelidir.

Önceki cümleler beynin uykuda bilgiyi rastgele saklamadığını, önemlileri uzun süreli belleğe taşıyıp gereksizi elediğini ve bunun dalgalarla izlendiğini söyler. Boşluktan hemen sonra “Bu süzme işlemi, özellikle derin uyku evrelerinde yoğunlaşır” gelir; boşluk hem önceki seçme-eleme fikrini adlandırmalı hem de “süzme” sözcüğüne zemin hazırlamalıdır. Süzgeç benzetmesi bu iki ucu birleştirir. Uykuyu yalnızca dinlenme sayan ya da uykusuzluğun kalıcılığı hızlandırdığını öne süren cümleler parçanın yönünü bozar.

17. soru

Bu yüzden şehirlerin çoğu, otobüs ve metro hatlarını birbirini tamamlayacak şekilde yeniden planlamaya başladı. Örneğin bir mahalleden kalkan otobüs, artık doğrudan şehir merkezine gitmek yerine en yakın metro istasyonuna yönlendiriliyor; yolcu kalan yolculuğunu daha hızlı olan raylı sistemle tamamlıyor. Bu entegrasyon sayesinde toplam yolculuk süresi kısalırken trafiğe çıkan araç sayısı da azalıyor. Bazı kentlerde bu planlamanın sonucunda toplu taşıma kullanım oranının belirgin biçimde yükseldiği görülüyor.

Bu parçanın başına düşüncenin akışına uygun olarak aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Büyükşehirlerde tek başına çalışan ulaşım hatları, yolcuları hem zaman hem de yakıt açısından zarara uğratmaktadır.

Parçanın ‘bu yüzden’ ile başlaması, önceki cümlede tek başına çalışan hatların bir sorun olarak sunulmuş olmasını gerektirir; bu nedenle başa gelecek cümle bağımsız hatların yol açtığı kayıpları anlatan seçenektir.

18. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili söz grubu isim tamlaması değildir?

Cevabı göster

Cevap: B — Toplantıyı Mehmet Bey kısa bir konuşmayla açtı.

“Kısa bir konuşma” grubunda “konuşma” adı kendinden önceki “kısa” sıfatıyla nitelenir; bu bir sıfat tamlamasıdır. Öteki altı çizili gruplar tamlayan ve tamlanan ögelerinden oluşan isim tamlamalarıdır.

19. soru

Mektup yazmak, bir düşünceyi aceleye getirmeden, kelimeleri tarttıktan sonra kâğıda dökmeyi gerektirir. Cümleler kurulurken satırlar arasında uzun bekleyişler, silinen ifadeler, yeniden yazılan paragraflar vardır. Kısa mesajlaşma ise tam tersine, anlık bir dürtüyle ekrana düşer; çoğu zaman gönderilmeden önce bir kez bile okunmaz. Mektupta duygular satır aralarına gizlenirken mesajlaşmada duygular emojilerle anında yüzeye çıkar. Biri sabrın, diğeri hızın diline dönüşmüş olsa da her iki yol da insanın kendini anlatma çabasının birer yansımasıdır. Bu iki yazma biçimi, günümüzde bir arada var olmaya devam etmektedir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine ağırlıklı olarak başvurulmuştur?

Cevabı göster

Cevap: D — Karşılaştırma

Kısaca — Anlatım, mektup ile kısa mesajlaşmayı sürekli karşı karşıya koyarak ilerler.

Mektupta kelimeler tartılır, satırlar silinir, duygu satır arasına gizlenir; mesajda ise dürtüyle yazılır, çoğu kez okunmadan gider, duygu emojilerle yüzeye çıkar. Bu yan yana duruş karşılaştırmadır. Alıntılanmış bir tanık, “gibi/sanki”li bir benzetme, somut bir örnekleme zinciri ya da “mektup nedir?” diye kapanan bir tanım cümlesi parçada öne çıkmaz.

20. soru

(I) Bisikletin ilk örnekleri, 19. yüzyılın başında iki tekerleği bir çerçeveye bağlayan basit taşıtlar olarak ortaya çıkmıştır. (II) Bu ilk modellerde pedal bulunmadığından kullanıcılar ayaklarıyla yeri iterek ilerlemek zorunda kalmıştır. (III) Aynı dönemde buharlı trenler, kısa mesafeli yolculuklarda önemli bir ulaşım aracı hâline gelmiştir. (IV) Pedalın icadıyla birlikte bisiklet, çok daha hızlı ve konforlu bir ulaşım aracına dönüşmüştür. (V) Lastik tekerleklerin kullanılmaya başlanmasıyla da sarsıntı büyük ölçüde azalmış ve bisiklet günümüzdeki hâline yaklaşmıştır. Bisiklet, zamanla dünya genelinde yaygın bir ulaşım ve spor aracına dönüşmüştür.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: C — III

Parça baştan sona bisikletin gelişim aşamalarını sıralar; III. cümle ise bisikletle ilgisi olmayan buharlı trenlerden söz ederek bu akışı keser. Diğer cümlelerin hepsi bisikletin evrimine dair bilgi verir.

21. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişisel bir değerlendirmeye yer verilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Kervansaray, Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü çalışmayla geçen yıl ziyarete açıldı.

Kısaca — Kervansarayın hangi kurumun çalışmasıyla ne zaman ziyarete açıldığı doğrulanabilir bir bilgidir; kişisel değerlendirme içermez.

Kişisel değerlendirme, kanıtlanamayan beğeni veya yargı sözleriyle kurulur. “Büyüleyici bir dille”, “ölçülü tavrı … artırıyor”, “gereksiz yere uzattığı”, “en etkileyici bölümü” hep böyle öznel yorumlardır. “Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü çalışmayla geçen yıl ziyarete açıldı” ise kurum ve zaman bildirir; doğruluğu kayıttan bakılarak denetlenebilir.

22. soru

Bir ormanda kesilen her ağaç, sadece bir gövdenin kaybı değildir; o ağacın kabuğunda yaşayan bir mantar türü, dallarında yuva yapan bir kuş, kökleriyle simbiyotik ilişki kuran bir mikroorganizma da o kesimle birlikte yok olma riskiyle karşı karşıya kalır. Bilim insanlarının asıl kaygısı, kesilen ağaç sayısından çok, bu karmaşık ilişkiler ağının ne kadarının hiç kataloglanmadan, adı bile konulmadan kaybolduğudur. Bir tür yok olduğunda, onunla birlikte belki de gelecekte bir hastalığa çare olabilecek bir bileşik ya da ekosistemin dengesini sağlayan görünmez bir bağ da sessizce silinir. Bu yüzden ormansızlaşmanın gerçek bedeli, ağaç sayısındaki düşüşle ölçülemeyecek kadar büyüktür.

Bu parçada vurgulanan asıl kaygı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Ormansızlaşmanın, henüz keşfedilip tanımlanmamış tür ve ilişkileri de geri dönüşsüz biçimde yok etmesi

Parça, bilim insanlarının asıl kaygısının ağaç sayısı değil, hiç kataloglanmadan yok olan tür ve ilişkiler ağı olduğunu doğrudan belirtir.

23. soru

Müzedeki eski tablolar geçen hafta uzmanlarca özenle onarıldı.

Bu cümlenin sözde öznesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: E — Müzedeki eski tablolar

Kısaca — Edilgen “onarıldı” yükleminin sözde öznesi, işten etkilenen “müzedeki eski tablolar”dır. “Ne onarıldı?” sorusunun cevabı bu söz öbeğinin tamamıdır. “Müzedeki” bu öbekteki bir sıfattır; tek başına cümle ögesi değildir. “Uzmanlarca” işi yapanı bildiren örtülü öznedir; “özenle” ve “geçen hafta” ise zarf tümlecidir.

24. soru

Mimar Sedad Hakkı Eldem, tasarladığı her yapıda geleneksel Türk evinin sofa, çıkma ve saçak gibi unsurlarını modern malzemelerle yeniden yorumlamıştır. Betonarme bir yapıda bile ahşap evlerin ferahlığını ve iç-dış mekân geçişkenliğini yakalamaya çalışmış, bu yüzden birçok yapısında geniş saçaklar ve yüksek pencereler kullanmıştır. Ona göre modern bir bina, geçmişin birikimini yok saymadan bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilmeliydi. Bu tutumu, kariyeri boyunca tasarladığı konutlardan kamu binalarına, otellere kadar pek çok farklı yapı türünde görülür.

Bu parçada sözü edilen mimarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: A — Geleneksel öğeleri modern yapılarda yeniden yorumlamıştır.

Kısaca — Mimar, geleneksel öğeleri modern yapılarda yeniden yorumlamıştır. Sofa, çıkma ve saçakları modern malzemelerle kullanması, geleneksel evlerin ferahlığını ve iç-dış mekân ilişkisini betonarme yapılara taşıması bunu gösterir. Çeldiricilerin aksine güncel ihtiyaçları geri plana atmamış, yaklaşımını konutlarla sınırlamamıştır. Metinde malzemeyi taklit etme amacı belirtilmez; geleneksel öğelerden yararlanması da cephe süslemesinden çok mekânın kullanımına ilişkindir.

25. soru

Bir oyunun prömiyerine haftalar kala provalar sıklaşır. Oyuncular repliklerini artık kâğıtsız söylemeye başlar, sahne amiri ışık ve ses geçişlerini tek tek not eder, kostümcü ise son ölçü ayarlarını yapar. Yönetmen bu dönemde sahneye daha az müdahale eder; çünkü ekip artık kendi ritmini bulmuştur. . Bu yüzden prömiyer gecesi, aylarca süren sabırlı bir hazırlığın doğal bir sonucu gibi görünür.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — Onun görevi artık küçük ayrıntıları cilalamaktan ibarettir.

Kısaca — Boşluğa, yönetmenin görevinin artık küçük ayrıntıları cilalamaktan ibaret olduğu cümlesi gelmelidir.

Bir önceki cümle yönetmenin sahneye daha az müdahale ettiğini, ekibin kendi ritmini bulduğunu söyler; boşluk bu geri çekilmenin ne anlama geldiğini tamamlar. Ardındaki “bu yüzden prömiyer… doğal bir sonuç gibi görünür” de ancak işlerin cilalama aşamasına indiği bir tabloyla bağlanır. Provanın bittiğini, gerginlik çıktığını, tarihin değiştiğini veya seyircinin prova izlediğini söyleyen cümleler ne önceki ritme ne sonraki “doğal sonuç”a yaslanır.

26. soru

Kırtasiye kulübündeki öğrenciler etkinlikten önce masaları (I) pencerenin yanına taşıdı. Bir öğrenci defterini (II) açıp yapılacak işleri sıralarken bir başkası evimizden (III) getirilen renkli kâğıtları ayırdı. Öğretmen, masanın üstünde unutulan kalemliği (IV) sahibine verdi; ardından öğrenciler saksıdaki çiçekleri (V) sulayıp çalışma alanını düzenledi.

Bu parçadaki altı çizili sözcüklerin hangisinde yapım eki vardır?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

“Kalemlik” sözcüğü “kalem” adına “-lik” yapım eki getirilerek türetilmiştir. Diğer altı çizili sözcükler köklerine çoğul, iyelik ve durum ekleri gibi çekim ekleri almış; yeni anlamlı bir gövde oluşturmamıştır.

27. soru

Kent bostanları, kullanılmayan küçük arazilerin mahalle sakinlerince ortak üretim alanına dönüştürülmesiyle kuruluyor. Gönüllüler yağmur suyunu depolayarak sulamada kullanıyor, çocuklar için mevsimlik ekim atölyeleri düzenliyor. Elde edilen ürünlerin bir bölümü üreticiler arasında paylaşılırken bir bölümü de mahalledeki dayanışma mutfağına gönderiliyor. Üstelik bu alanlar böcekler ve kuşlar için küçük yaşam ortamları oluşturarak kentteki biyolojik çeşitliliğe katkı sağlıyor.

Bu parçada kent bostanlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: C — Kuruluş giderlerinin hangi kaynaklardan karşılandığına

Kısaca — Kent bostanlarının kuruluş giderlerinin hangi kaynaklardan karşılandığı parçada hiç geçmez.

Metin bostanların kullanılmayan küçük arazilerden kurulduğunu, yağmur suyunun depolanarak sulamada kullanıldığını, çocuklar için ekim atölyeleri düzenlendiğini ve ürünlerin bir bölümünün dayanışma mutfağına gittiğini söyler. Bunlar atıl alan, su tasarrufu, uygulamalı çocuk etkinliği ve toplumsal dayanışmaya karşılık gelir. “Gönüllüler” üretim işini yapanları anlatır; kuruluşun kimin bütçesiyle finanse edildiğini değil. Değilinmeyen bilgi bu gider kaynağıdır.

28. soru

Sürdürülebilir tarıma geçiş, çiftçinin toprağı her yıl aynı ürünle değil, farklı bitkilerle ekerek (nöbetleşe ekim) toprağın verimini korumasını gerektirir. Ayrıca kimyasal gübre kullanımını azaltıp organik gübreye yönelmek, toprağın uzun vadeli sağlığını korur ve yakın su kaynaklarının kirlenmesini azaltır. Damla sulama gibi yöntemlerle su kullanımının azaltılması, kuraklığın giderek arttığı bölgelerde tarımın sürdürülebilirliğini artırır. Son olarak, çiftçilerin bu yeni yöntemleri öğrenmesi için düzenlenen tarımsal danışmanlık programları, geçiş sürecini hızlandırmada önemli bir rol oynar. Bu parçada sürdürülebilir tarımla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: B — Devletin çiftçilere sağladığı doğrudan mali desteklerin artırılmasına

Yardımcı düşünceParçadaNöbetleşe ekimintoprağın veriminikorumasıdeğinildiOrganik gübrenin sukaynaklarınınkirlenmesiniönlemesideğinildiDamla sulamanınkuraklığa karşıfaydasıdeğinildiTarımsaldanışmanlığın geçişihızlandırmasıdeğinildiDoğrudan malidesteklerinartırılmasıdeğinilmedi

29. soru

Bir nehir kıyısındaki sazlıklar taşkın suyunu yavaşlatır, su içindeki bazı kirleticileri tutar ve kuşlara yaşam alanı sağlar. Sazlık kurutulduğunda aynı bölgede hem taşkın etkisi artmış hem kuş sayısı azalmıştır.

Bu parçada varılan sonucun gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: B — Sazlığın suyu düzenleyen ve canlılara barınak sağlayan işlevlerinin ortadan kalkması

Kısaca — Taşkının artması ve kuşun azalması, sazlığın suyu yavaşlatma ve barınak sağlama işlevlerinin yok olmasından doğar.

Parça önce sazlığın taşkın suyunu yavaşlattığını, kirletici tuttuğunu ve kuşlara yaşam alanı verdiğini söyler; kurutulunca aynı yerde taşkın etkisi artar, kuş sayısı düşer. Sonuç, bu düzenleme ve barınak işlevlerinin ortadan kalkmasına bağlanır. Su sıcaklığı, kuşların yalnız kentte yaşaması ya da sazlığın tarımı artırması metinde gerekçe olarak yoktur.

30. soru

Yolculuğun üçüncü gününde küçük bir kıyı kasabasına vardık. İskeleye yaklaştığımız sırada balıkçılar teknelerini kıyıya bağlıyordu, esnaf dükkânlarının önünü temizliyordu. Sokaklarda henüz kalabalık yoktu. Yalnızca fırından çıkan ekmeklerin kokusu duyuluyordu. Ben de kasabanın yavaş yavaş canlanışını bir süre sessizce izledim.

Bu parçadaki “balıkçılar teknelerini kıyıya bağlıyordu, esnaf dükkânlarının önünü temizliyordu” cümlesinde virgülün üstlendiği görev aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Cevabı göster

Cevap: B — Kapı açıldı, bekleyenler sessizce salona girdi.

Kısaca — Parçadaki virgül iki sıralı yargıyı ayırır; aynı görev “Kapı açıldı, bekleyenler sessizce salona girdi.” cümlesindedir.

“balıkçılar teknelerini kıyıya bağlıyor” ile “esnaf dükkânlarının önünü temizliyordu” ayrı yüklemleri olan iki yargıdır ve virgül bunları sıralı cümle olarak bağlar. En çok karışan örnek, tek yargı içinde eş görevli nesneleri dizen “defter, kalem ve büyüteç” cümlesidir. Hitabı ayıran “Değerli konuklar,” uzak düşen özneyi belirten “taş bina,” ve ara sözü kuşatan “sanırım” virgülleri de başka iş yapar.

31. soru

Hızlı kentleşme, bir şehrin dokusunu birçok yönden değiştirir. Öncelikle yeşil alanların yerini konut ve iş merkezleri alır; bu da şehir içindeki sıcaklık dengesini olumsuz etkiler. Ayrıca eski mahallelerdeki düşük katlı yapılar, çok katlı bloklarla yer değiştirdikçe sokakların güneşle ilişkisi ve rüzgâr akışı bozulur. Trafik yükünün artması, yeni yolların açılmasını gerektirse de bu yollar genellikle mevcut dokunun parçalanmasına yol açar. Bunlara ek olarak, hızla büyüyen mahallelerde altyapı hizmetlerinin -su, kanalizasyon, elektrik- nüfus artışına aynı hızda yetişememesi sık görülen bir sorundur.

Bu parçada kentleşmenin etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

Cevabı göster

Cevap: D — Gürültü kirliliğinin konut bölgelerinde giderek arttığına

Parçada yeşil alan azalması, yapılaşmanın güneş/rüzgâr etkisi, yol açımının doku parçalanması ve alt yapı yetersizliği ayrı ayrı ele alınmış; gürültü kirliliğinden hiç söz edilmemiştir.

32. soru

Sinemada renk kullanımı çoğu zaman göz ardı edilen ama anlatıyı derinden etkileyen bir unsurdur. Yönetmenler, bir karakterin iç dünyasındaki değişimi doğrudan söze dökmek yerine renk paletiyle hissettirebilir. Söz gelimi bir yönetmenin çektiği bir dramda, kahramanın mutsuz evliliğini anlattığı sahneler soğuk mavi ve gri tonlarla çekilirken, kahramanın özgürleşmeye başladığı sahnelerde aynı mekân turuncu ve sarı tonlara bürünür; izleyici hiçbir diyalog duymadan bu değişimi fark eder. Böylece renk, yalnızca görsel bir süsleme değil, doğrudan anlatının bir parçası hâline gelir. Eleştirmenler bu tekniğin, sözlü anlatımın bazen başaramadığı bir duygusal geçişi seyirciye aktardığını vurgular.

Yazarın, kahramanın mutsuz evliliğinden özgürleşmesine ilişkin renk değişimini örnek vermesinin bu parçadaki işlevi nedir?

Cevabı göster

Cevap: C — Renk kullanımının, sözlere başvurmadan da anlatıyı güçlendirebileceğini somutlaştırmak

Renk değişimi örneği, sözle anlatılamayan bir duygusal geçişin renkle nasıl hissettirilebileceğini somutlaştırmak için verilmiştir.

33. soru

Bir haberin ilk cümlesi, okuyucunun habere devam edip etmeyeceğine karar verdiği en kritik yerdir. Deneyimli editörler bu yüzden başlıktan sonra gelen ilk paragrafa büyük özen gösterir; olayın ne, kim, ne zaman, nerede sorularını mümkün olan en az kelimeyle yanıtlamaya çalışır. Bazı genç muhabirler ise habere bir hikâye gibi giriş yaparak okuyucuyu asıl bilgiden uzaklaştırır, sayfanın altına kadar merakta bırakır. Deneyimli bir editörün masasında bu tür metinler genellikle makasın ilk kurbanı olur; çünkü gazetecilikte önce bilgi, sonra süsleme gelir.

Bu parçada altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: C — Bilgiyi geciktiren, hikâye tadındaki girişlerin düzenleme sırasında ilk çıkarılan kısım olması

Altı çizili söz, asıl bilgiyi geciktirip meraklı bir girişle yazılan metinlerin editör tarafından ilk silinen/kısaltılan bölüm olduğunu; yani gazetecilikte önce bilginin, sonra anlatım süsünün geldiğini vurgular.

34. soru

Bazı karınca türleri, yuvalarından kilometrelerce uzaklaşsalar bile eve dönüş yollarını şaşırmadan bulabilir. Araştırmacılar bu karıncaların güneşin konumunu, kendi attıkları adım sayısını ve hatta yürürken bıraktıkları kimyasal izleri aynı anda kullandığını belirlemiştir. Bir deneyde, karıncaların bacak uzunlukları yapay olarak kısaltıldığında yuvalarına giden yolu gereğinden önce durarak aradıkları; bacakları uzatıldığındaysa yuvalarını geçip biraz ileride durdukları görülmüştür. Bu bulgu, karıncaların yön bulurken sadece çevresel işaretlere değil, kendi adım sayılarına dayanan içsel bir ölçüme de güvendiği sonucuna ulaşılmasını sağlamıştır.

Bu parçada varılan sonucun gerekçesi nedir?

Cevabı göster

Cevap: C — Bacak uzunluğu değiştirilen karıncaların yuvalarını yanlış yerde araması

Bacak uzunluğu kısaltılan ya da uzatılan karıncaların yuvalarını adım sayısına bağlı olarak yanlış konumda araması, sonuçtaki ‘içsel ölçüm’ çıkarımının temel gerekçesidir.

35. soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eser adının yazımıyla ilgili bir yanlışlık vardır?

Cevabı göster

Cevap: E — Mai Ve Siyah romanında sanatçının hayalleri öne çıkar.

Kısaca — Eser adındaki bağlaçlar küçük yazılır; doğrusu “Mai ve Siyah”tır.

Kitap ve eser adlarında sözcükler büyük harfle başlar ama “ve, ile, de, ki” bağlaç olarak küçük kalır. “Mai Ve Siyah”taki “Ve” bu istisnayı kaçırdığı için yanlıştır. “Leyla ile Mecnun”, “Ben de Yazdım” ve “Diyorlar ki” aynı kuralı doğru uygular; “Suç ve Ceza”da da bağlaç küçük durur.

36. soru

(I) On dokuzuncu yüzyılda doğum sonrası enfeksiyonlardan ölen kadın sayısı bugüne kıyasla çok daha fazlaydı. (II) Macar hekim Ignaz Semmelweis, doğum kliniğinde çalışan hekimlerin ellerini yıkamadan hasta muayenesine geçtiğini fark etti. (III) Hekimlerin başka bir kliniğe geçmeden önce ellerini klorlu suyla yıkamasını önerdi ve enfeksiyon oranı belirgin biçimde düştü. (IV) Kendisi de döneminin önde gelen cerrahlarından biri olarak pek çok ameliyata katılmıştı. (V) Ne var ki bu öneri, dönemin tıp çevrelerinde uzun süre kabul görmedi ve Semmelweis yaşamı boyunca takdir edilmedi.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

Cevabı göster

Cevap: D — IV

Kısaca — IV. cümle, Semmelweis’in cerrahlık geçmişini ekleyerek el yıkama–enfeksiyon–kabul görmeme zincirinin dışına çıkar.

Cümleleri zincir gibi oku: I sorunu (doğum sonrası ölümler) koyar, II nedeni (ellerin yıkanmaması) yakalar, III önerinin işe yaradığını gösterir, V ise bu başarının yine de kabul görmediğini bağlar. IV. cümledeki “önde gelen cerrah / ameliyat” bilgisi bu hattın hiçbir halkasına eklenmez; yalnızca biyografik bir ayrıntıdır. V olumsuz olduğu için akışı bozuyor gibi durabilir, oysa tam da III’teki sonucun ardından gelen tepkiyi anlatır.

37. soru

Modern tıbbın en büyük başarılarından biri, hastalığı bireysel bir kader olmaktan çıkarıp nüfus düzeyinde izlenebilir bir olgu hâline getirmesidir. Bir salgının kaynağını, yayılma hızını ve hangi grupları daha çok etkilediğini sayısal verilerle takip edebilme becerisi, on dokuzuncu yüzyıl öncesinde hekimlerin elinde yoktu; hastalık, çoğu zaman açıklanamayan bir talihsizlik olarak görülürdü. Epidemiyolojinin gelişmesiyle birlikte, tek bir hastanın belirtilerine bakmak yerine binlerce vakanın ortak örüntüsüne bakmak mümkün hâle geldi ve bu örüntüler, önce fark edilemeyen nedenleri -kirli su, havasızlık, belirli bir mesleğe özgü riskler- gözler önüne serdi. Böylece hekimlik, hastayı tedavi eden bireysel bir sanat olmanın yanı sıra, toplumu hastalıktan önce koruyabilen bir bilime dönüştü.

Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı göster

Cevap: D — Nüfus düzeyinde veri toplama becerisi, hekimliği bireysel tedavinin yanı sıra koruyucu bir bilime dönüştürmüştür.

Kısaca — Nüfus düzeyinde veri toplama becerisi, hekimliğe bireysel tedavinin yanı sıra toplumu hastalıktan koruma niteliği kazandırmıştır. Binlerce vakanın ortak örüntülerinin incelenmesi, hastalık nedenlerini ve riskleri görünür kılmıştır. Dördüncü seçenek bu dönüşümü bütünüyle karşılar. Diğer seçenekler katkıyı bireysel tedaviye veya hizmet planlamasına indirger ya da parçada belirtilmeyen, bireysel belirtilerin öneminin azalması ve tedaviye erişimin artması gibi sonuçlara bağlar.

38. soru

Öğrenme yöntemleri üzerine yapılan tartışmalar günden güne artmaktadır. (I) El yazısıyla tutulan notlar, birçok kişiye göre dijital kayıtlardan daha kalıcı bir öğrenme sağlar. (II) Örneğin bazı öğrenciler ders dinlerken deftere yazmanın konuyu daha iyi hatırlattığını söyler. (III) Ancak ekran üzerinden yapılan hızlı not alma, bilginin düzenlenmesini kolaylaştırabilir. (IV) Bu durum, öğrenmede tek bir yöntemin herkes için en iyisi olmadığını gösterir. (V) Bu nedenle okullarda yalnızca el yazısı zorunlu tutulmalıdır.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — I. cümlede iki kayıt biçimi belirli bir özellik üzerinden karşılaştırılmıştır.

Kısaca — I. cümlede el yazısıyla tutulan notlar ile dijital kayıtlar, öğrenmenin kalıcılığı bakımından karşılaştırılmıştır. Doğru cevap D’dir.

“Daha kalıcı” ifadesi karşılaştırmayı gösterir. II. cümlede öğrenci görüşleri örneklenir, sayısal araştırma sonucu verilmez. III. cümle dijital not almanın olası yararını belirtir. IV. cümlede tek yöntemin zorunlu tutulması önerilmez. V. cümledeki zorunluluk ise herkes için tek bir yöntemin en iyi olmadığını belirten IV. cümleyle çelişir.

39. soru

(I) Hızlı tüketim çağında, bir ürünün nasıl ve kim tarafından yapıldığı sorusu, çoğu zaman fiyat etiketinin gölgesinde kalır.

(II) Bir kazağın on beş dakikada dikilip dikilmediğini ya da bu işi yapan kişinin adil bir ücret alıp almadığını sorgulayan alıcı sayısı azdır.

(III) Oysa bu sorular, sadece etik bir mesele değil, aynı zamanda ürünün kalitesiyle de doğrudan ilişkilidir; acele üretilen bir parça, çoğu zaman daha kısa ömürlüdür.

(IV) Bazı küçük atölyeler ise bu tabloya karşı bilinçli bir tercih sunmaya çalışıyor.

(V) Bu atölyeler, ürettikleri her parçanın kim tarafından, hangi koşullarda dikildiğini alıcıyla paylaşarak şeffaf bir üretim modeli kuruyor.

(VI) Böylece alıcı, sadece bir ürün değil, o ürünün arkasındaki emeği de satın aldığının bilincinde oluyor.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istenirse ikinci paragraf hangi cümleyle başlamalıdır?

Cevabı göster

Cevap: C — IV. cümleyle

İlk üç cümle hızlı tüketimin yol açtığı sorunu anlatırken IV. cümledeki ‘ise’ bağlacı, küçük atölyelerin sunduğu alternatife geçişi işaret eder ve ikinci paragrafı başlatır.

40. soru

(I) Akıllı telefon uygulamalarının büyük bir kısmı, kullanıcıdan konum, kişi listesi ve hatta mikrofon erişimi gibi izinler ister. (II) Bu izinlerin bazıları uygulamanın temel işlevi için gerçekten gereklidir; bir harita uygulamasının konum bilgisine erişmesi buna örnektir. (III) Ancak çoğu zaman, bir fenerin bile mikrofon veya kişi listesi erişimi istediği görülür. (IV) Bu durum, kullanıcı verilerinin uygulamanın asıl işleviyle ilgisi olmayan amaçlarla toplanabildiğini gösterir. (V) Son yıllarda bazı ülkeler, uygulamaların hangi verileri neden topladığını açıkça belirtmesini zorunlu kılan düzenlemeler getirmiştir. (VI) Bu düzenlemeler sayesinde kullanıcılar, kurulum öncesinde bir uygulamanın veri talebini görüp karar verebilmektedir.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Cevabı göster

Cevap: D — V

İlk dört cümle uygulamaların gereksiz izin talep etme sorununu ele alırken V. cümleyle konu, bu soruna karşı getirilen yasal düzenlemelere döner; bu nedenle ikinci paragraf V. cümleyle başlamalıdır.

Uygulamada süre işler, ara verip kaldığın yerden devam edebilirsin, bittiğinde her sorunun çözümünü ve sınavın kendi ölçeğinde bir puan tahmini görürsün. Muafiyetini ve ek süreni uygulamada da seçebilirsin; süre ve puan ona göre işler.

Denemenin tamamını uygulamada çöz

Denemenin diğer bölümleri

TYT denemesinin tamamı · TYT hakkında her şey