Cepte soru çözAYTFelsefe GrubuMS 2. Yüzyıl – MS 15. Yüzyıl Felsefesi (Orta Çağ ve İslam Felsefesi)

Felsefe Grubu

MS 2. Yüzyıl – MS 15. Yüzyıl Felsefesi (Orta Çağ ve İslam Felsefesi) — AYT örnek sorular ve çözümleri

  • çıkmış 9 sınavda 4 soru
  • Uygulamada bu konudan 15 soru var
  • Ücretsiz

Konu özeti

Augustinus'un "Anlamak için inanıyorum" sözü, inancı bilginin önüne koyan Orta Çağ Hristiyan felsefesinin tavrını özetler.

MS 2. Yüzyıl – MS 15. Yüzyıl Felsefesi (Orta Çağ ve İslam Felsefesi) konusu, akıl ile inancın uzlaştırılması çabasını ve tümellerin gerçekliğine ilişkin tartışmayı merkeze alır: realistler tümelleri gerçek varlıklar, nominalistler yalnızca adlar sayar, ara görüşler ise tümelin bireylerde bulunduğunu savunur.

İslam felsefesinde Farabi, İbn Sina, Gazali ve İbn Rüşd akıl ile vahiy ilişkisini farklı biçimlerde ele almıştır. Sınavda bir paragraf ya da iki kişinin konuşması verilir ve savunulan görüşün hangi tutuma karşılık geldiği sorulur.

Örnek sorular

Bir şık seç, doğru mu değil mi hemen görürsün — hiçbir şey kaydedilmez, hesap gerekmez.

1. soruKolay

Farabi ve İbn Sina gibi İslam düşünürleri, Aristoteles felsefesinden büyük ölçüde etkilenerek akıl ile vahiy arasında bir uyum kurmaya, evrendeki nedensellik ilişkilerini akılla açıklamaya çalışmıştır. Gazali ise Tehâfütü’l-Felâsife adlı eserinde bu düşünürleri eleştirerek nedensellik ilişkisinin şeylerin kendi doğasından kaynaklanmadığını, doğadaki “neden-sonuç” ilişkisinin aslında Tanrı’nın âdetinden (alışılmış düzeninden) ibaret olduğunu ileri sürmüştür.

Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı göster

Cevap: D — Gazali, nedensellik ilişkisinin akılla kanıtlanmış zorunlu bir bağ olduğunu savunmuştur.

Kısaca — Gazali nedenselliğin akılla kanıtlanmış zorunlu bir bağ olduğunu savunmamış; tam aksine filozofların bu görüşünü eleştirerek doğadaki düzenliliği Tanrı’nın âdetiyle açıklamıştır.

Parçada Farabi ve İbn Sina’nın nedensellik ilişkilerini akılla temellendirmeye çalıştığı, Gazali’nin ise buna şiddetle karşı çıktığı açıkça belirtilmiştir. Gazali’ye göre ateş ile yanma arasında zorunlu bir mantıksal nedensellik bağı yoktur; bu durum yalnızca Tanrı’nın her defasında öyle yaratmayı tercih ettiği bir alışkanlıktır (âdetullah). Bu nedenle Gazali’nin nedenselliği akli ve zorunlu bir bağ olarak gördüğü yargısı söylenemez.

2. soruKolay

Deniz: “Ağaç” dediğimizde zihnimizde bir genel fikir oluşuyor ama bu, tek tek ağaçlardan ayrı bir gerçek varlık değil; sadece dilde kullandığımız ortak bir addır.

Ege: Yani sen tümel kavramların bağımsız bir gerçekliği olmadığını, onların adlandırmadan ibaret olduğunu mu söylüyorsun?

Deniz: Evet, .

Boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilirse Deniz’in nominalizmi benimsediği söylenebilir?

Cevabı göster

Cevap: D — tümel kavramlar, nesnelere verdiğimiz adlardan ibarettir; ayrı bir varlık alanı oluşturmaz

Kısaca — Nominalizme göre tümeller, nesnelere verdiğimiz ortak adlardır; bağımsız bir varlık alanı oluşturmaz. Bu nedenle doğru cevap D’dir.

Deniz, tek tek ağaçların varlığını değil, bunlardan ayrı bir tümel “ağaç” varlığını reddeder. Tümelleri nesnelerden önce bağımsız varlıklar veya nesnelerin içinde tözsel unsurlar sayan seçenekler seni yanıltmasın; bu görüşler adçılıkla bağdaşmaz.

3. soruOrta

“İnsanlık” tümelinin tek tek insanlardan ayrı, bağımsız bir varlık olmadığını; fakat yalnızca keyfî bir addan da ibaret sayılamayacağını ileri süren bir düşünür söz konusudur. İnsanlık, Ayşe’de ve Kerem’de onların ortak özü olarak bulunur; akıl bu özü bireylerden soyutlayarak kavrar. “İnsan” sözcüğü, insanlardan önce ve ayrı bir dünyada duran bağımsız bir idea olmadığı gibi yalnızca birbirine benzeyen varlıklara sonradan yapıştırılmış bir ses de değildir. Tümel, tikellerin içinde gerçekten vardır; zihin onu icat etmez, varlıklardaki ortak özü bilme yoluyla yakalar.

Bu görüş tümeller tartışmasında hangi yaklaşıma karşılık gelir?

Cevabı göster

Cevap: B — Ilımlı realizm

Kısaca — Tümelin nesnelerden bağımsız bir varlık olmadığını ancak nesnelerin içinde ortak öz olarak bulunup zihin tarafından soyutlandığını savunan görüş ılımlı realizmdir.

Tümeller tartışmasında tümel kavramın nerede konumlandığına dikkat et: Parçada “insanlık” tümelinin tek tek kişilerden ayrı bir idea dünyasında bulunmadığı belirtilerek kavram realizmi reddedilmiştir. Aynı zamanda tümelin sadece keyfî bir addan ya da kuru bir sesten ibaret olmadığı söylenerek nominalizm de elenmiştir. Tümelin varlığını nesnelerin ortak özünde bulan (nesnede tümel) ve zihnin soyutlama yetisiyle kavrandığını savunan bu uzlaşmacı pozisyon ılımlı realizm olarak adlandırılır.

Her soru o anki seviyene göre seçilir, yanlışların öğrenene kadar tekrar karşına çıkar; hepsi çevrimdışı çalışır.

Uygulamada MS 2. Yüzyıl – MS 15. Yüzyıl Felsefesi (Orta Çağ ve İslam Felsefesi) konusundan 15 soru çöz

Diğer AYT konuları

AYT hakkında her şey